Serenad
Her şey 2001 yılının Şubat ayında soğuk bir gün İstanbul Üniversitesi nde halkla ilişkiler görevi yürüten Maya Duran ın ABD den gelen Alman asıllı profesör Maximilian Wagner i karşılamasıyla başlar.1930lu yıllarda İstanbul Üniversitesinde hocalık yapmış olan profesörün isteği üzerine, Maya bir gün onu Şileye getirir. Böylece, katları yavaş yavaş açılan bir aşk hikâyesine karışmakla kalmaz, dünya tarihine ve kendi ailesine ait birtakım sırları da öğrenir...

 

 

 

 

Kitap Nazi Almanya sı zamanında İstanbul Üniversitesine gelen profesörlerden biri olan Wagner'i  üniversitede halkla ilişkiler görevi olan Maya'nın havaalanında karşılamasıyla başlıyor.İlk başta normal bir iletişimin ardından Maya'nın profesörle ilgili kafası karışıyor.çünkü profesörün kaldığı otelden çıkarken ya da evine giderken beyaz renault içindeki damların onları izlediğini anlıyor ve profesörün o zamanlarda İstanbul' da bulunan bir kaç ajan gibi ajan olabileceğini düşünüyor.Maya profesör hakkında araştırma yapmaya başlıyor  ve arası iyi olmayan çocuğunu da bu araştırmaya sürüklüyor.Çocuğunun getirdiği ve kendi araştırdığı bir çok bilgi sayesinde olaylar gelişmeye başlıyor.Özellikle de profesörün isteği üzerine soğuk 21 şubat günü Şile'ye gitmeleri Wagnerin denizin kıyısına kadar gelip uzun uzun baktığı ve sürekli taşıdığı kemanı çıkarıp serenadı çalmaya başladıktan sonra .O gün uzun süre orda kalıp,soğuktan felç geçiren mosmor olan profesörü ısıtmak için yakındaki motele şoförleri Süleyman’la beraber gidiyorlar .Süleyman bozulan arabayı yaptırmak için dönerken Maya Wagnerin hayatını kurtarıp ona ısı sağlamak için profesörün arkasına yatıyor ve Süleyman bunu yanlış anlıyor.Bu yüzden de Maya üniversiteden atılıyor ancak bu Maya için iyi bir durum haline dönüşüyor..Bu sırada profesörün Şile 'ye gitme sebebinin struma gemisinin içinde can veren karısı Nadia için olduğunu da araştırmaları sonucu anlıyor.

Aynı anda Nazi Almanya’sındaki yahudi katliamı sonrası nasıl katliamlar olduğunu babaannesinin ailesinin ermeni olduğu için nasıl katledildiğini, nasıl acılar çektiğini, anneannesinin Kırım Türk'ü olduğunu katliamdan kurtulmak için göle atlayıp intihar ettiğini ve dedesinin onu kurtardığı için şuan yaşadığını öğreniyor. Üstelik adlarını değiştmek zorunda kalan bu insanlardan olan anneannesinin gerçek adının da Maya olduğunu. Struma hakkında da araştırma yapan Maya Nazi Almanya’sından kaçan yahudilerin olduğu, Romanya’dan Filistin'e yol alan bir gemi olduğu ancak İstanbul da bozulup kaldığı ancak bizim hükümetimizin de yasa gereği gemidekilerin indirilmesini kabul etmediği için birçok insanın bir rus denizaltısının gemiyi patlatması sonucu büyük faciayla sonlanan bir gemi olduğunu anlıyor ve İstanbul da Şile yakınlarında karısını bekleyen profesörü,ona bestelediği serenadı.Bu sırada pankereas kanseri olan profesör son günlerini yaşadığı için yanına Maya yı çağırıyor.Profesörün hayatının peşine düşen Maya Almanya da saklanan profesörün dosyasını bulmak için oraya gidiyor ve serenadın bestesini de buluyor.Son günlerini yaşayan profesöre serenadı getiriyor.

Şu ana kadar okuduğum en güzel  kitaplardan biri diyebilirim. Süregiden hikâyenin yanında o zamanlardaki büyük katliamları Nazi Almanya’sının soykırımlarını, iktidarını, Mavi Alayı ve en çok dikkatimi çeken struma yı öğrendim. Bir alman olmasına rağmen yahudi sevgilisi Nadianın bundan kurtulamaması ve akıp giden tüm olaylar çok iyi anlatılmıştı. Kısacası Serenadın hem hikâyesinden hem de anlatılan olaylardan çok etkilendim ve bilgi sahibi oldum.

Duygu AYDEĞER
İstanbul Üniversitesi

 

Analist : Kurum :
Bu yazı toplamda 1506 defa okundu.

güvenlik Kodu
YORUMLAR
Bu bölüm şu an hazırlanmaktadır.
Bu bölüm şu an hazırlanmaktadır.