Kardeşimin Hikayesi
Serenad fırtınasından sonra Livaneli’den nefes kesen bir roman... Sakin bir balıkçı köyünde genç bir kadının cinayete kurban gitmesiyle başlar her şey. Dünyadan elini eteğini çekmiş emekli inşaat mühendisiyle genç, güzel ve meraklı gazeteci kızın tanışmasına da bu cinayet vesile olur. Kurguyla gerçeğin karıştığı, duyguların en karanlık, en kuytu bölgelerine girildiği hikâye, daha doğrusu hikâye içinde hikâye de böylece başlar. Modern bir Binbir Gece Masalı’nın kapıları aralanır. Ancak bu kez Şehrazad erkektir.

 

 

 

      Kardeşimin hikâyesi Livaneli’nin ilk baskısını 2013 yılında verdiği çarpıcı romanı. Roman da ilk dikkatimi çeken-hatta beni ürküttügünü itiraf etmeliyim-kapağı oldu. Yüzleri örtü ile örtülü bir kadın ve bir erkek. Kitap kapağı Rena  Magritte adında Belçikalı bir ressama ait. Ressam annesi intihar ederek hayatına son vermiştir. Annesini son olarak ölmüş vücudundan başına geçmiş geceliği ile gören ressam bu olayın travmasını resimlerin de çokça işlemiştir.

      Kitabın içeriği düşünülünce kitap kapağı şıp diye oturmuş diye bilirim. Kitap bir balıkçı köyü olan Podima’da Arzu adın da bir kadının öldürülmesi üzerine başlar. Sessizliği için köye yerleşmiş emekli inşaat mühendisi Ahmet Arslan’ın hayatı bu cinayetle birlikte değişir. Köye cinayet haberi için gelen genç gazeteci kızın çeşitli vesilelerle Ahmet Bey’in evinde kalması bize günümüz de yaşayan bir bin bir gece masalı havası hissettiriyor. Çünkü Ahmet gazeteci kıza kardeşinin hikâyesini anlatmaya başlıyor.

      Ahmet’in ikiz kardeşi Mehmet Rusya da çalışmaya başlamıştır. Rusya da Olga adında bir Rus kızına âşık olur... Ahmet kardeşinin hikâyesini anlatırken gazeteci kız ile Ahmet arasında aşk hakkın da geçen konuşma da insan duygusunun en tehlikelisi aşktır diye bir cümle geçmişti.- çoğumuzun aşka bu noktadan bakmayız- biz daha bu cümleyi düşünürken yazar ikinci hamlesini yapar ve aşk, bir uçurumun kenarın da gözü kapalı yürümektir der...

       Kitaba ilk başladığım da bana Amerikan filmleri havası hissettirmişti. Hele kitap başların da ki, dedim kiler yok mu, oralara çok takılıştım ancak sabırla sonunu getirdiğim kitap beni şaşırttı. Psikolojinin, hele de insan duygularının derinlikleri her zaman insanı şaşırtır ..Arzu neden öldürülmüştü ve Mehmet, hikayesi kaleme alınacak kadar neler yaşamıştı. En önemlisi aşk, gerçekten duyguların en tehlikelisi mi?

 

Analist : Mavi Kelebek Kurum : İnönü Üniversitesi
Bu yazı toplamda 2318 defa okundu.

güvenlik Kodu
YORUMLAR
Başlık : -
Ad : mavikelebek

Elbette ki biliyordum İskender Geçit Bey, ancak kitapların sonunu yazmaktan hoşlanmıyorum bundan ötürü yazmadım.

Tarih : 7.11.2015 00:23:00
Başlık : Kardeşimin hikayesi
Ad : İskender GEÇİT

Aslında Mehmet diye birinin olmadığını, Ahmet ile Mehmet'in aynı kişi olduğunu biliyor muydun Mavi Kelebek.

Tarih : 6.11.2015 09:01:41
Bu bölüm şu an hazırlanmaktadır.
Bu bölüm şu an hazırlanmaktadır.