Marksizm
Marks, zeki ve güçlü bir yazardır; ancak bir mucit değildir. O, sosyal sınıf kavramını Saint Simon’dan, mülkiyetin reddi konusunu önceki komünistlerden, Avon ve Proudhon gibilerden, materyalizmi Feuerbach’dan, diyalektiği ise üstadı Hegel’den almış ve bu ikisini birleştirip demiştir ki materyalizmde, yani maddenin asaletinde, maddecilikte, bütün insanî ve tabiî olguların tahlili, madde esasına dayanır ve bu yaklaşıma göre maddenin genel yasası diyalektik yöntemle yapılır. Bu, idealist mantığın aksine, maddî dünyanın realist mantığıdır (diyalektik mantık).

 

 

 

İnsanların hayatlarını araştırırken özellikle de fikri hayatlarını araştırırken o kişinin hayatını dönemlere ayırmalıyız. Ne ben beş yıl önceki İskender im ne de beş yıl sonraki. Neyse lafı uzatmadan konuya girmek istiyorum. Marks’ın hayatını üç bölümde anlatacağım kitaptan okuduğum kadarıyla.

1.DÖNEM: Genç Marks, Filozof Marks

Bu dönem de Marks Hegel'in öğrencisidir. Toplumsal konulardan, sosyal sorunlardan uzak ve soyut düşünen bir filozoftur.

2.DÖNEM: Toplum Bilimci Marks, Olgun Marks

19.yüzyılın ilk yarısında Almanya, İngiltere, Fransa gibi yerlerde işçi savaşımlarının doruk noktasına ulaşması Hegel'in öğrencileri arasında bir fikir ayrılığına neden oldun. Marks, bunlardan biri idi. Artık Marks toplum sorunlarıyla ilgilenen ve somut düşünen biri haline gelir. Bu da onun proletaryaya bakışını değiştirir. Marks’ın dine olan bakışı da bu dönemde şekillenmeye başlar. Marks dini insanları uyuşturan bir afyon olarak niteler. Ben bu yaklaşıma katılıyorum. Ama şu soruyu da sormadan da edemiyorum. Hangi Din? Marksı bu kadar bu dine düşman eden neydi? Bu soruyu kendimizi Müslüman olarak  tanıttığımız bizlerin de sorması gereken mühim bir soru aslında. Bizler hangi dine inanıyoruz? Uydurulmuş dine mi yoksa indirilmiş dine mi? Arkadaşlar gerçekten çok önemli bir soru. Marks uydurulmuş dine inanıyordu. Ya da piyasadaki  bozuk din anlayışı onun bu şekilde bir tavır almasına neden oldu. Marks a göre din burjuvanın yanında olan ve insanları kadercilik anlayışı ile ekonomik olarak sömüren bir din olarak görüyordu. Marks ın dine karşı cephe almasında diğer bir  neden de aşk. Marks Alman bir kıza âşık olur. Alman toplumu din karşıtı Marks'ın mümin kız ile evlen mesine şiddetle karşı çıkarlar. Bu noktadan sonra marksı durdurabilene aşkolsun. Başlar dine saldırmaya. Ve Marks bu dönemde bilimsel bir üsluptan siyasi bir üsluba geçer. Mark marksizmi ideoloji olarak görmez ve böyle gören kesimleri de şiddetle eleştirir. Marks’a göre marksizmi egemen sisteme bağlı bulunan ve egemen sistemin hizmetinde bulunan ideologlarca ortaya atılan bir araç olarak tanımlar. Yani Marks çarpıtıldığını düşünür ve şöyle der: Ben marksı'm, marksit değilim. Bu aslında marksın kendi ile çelişmesidir. Çünkü bütün dewrimci hareketler halkıçı bir dewrimden bahsederler fakat iktidara geldilkerinde muhafazakârlaşırlar ve mukdedir olurlar. Yani sistemleşirler kısaca. Yine de biraz daha Marks a kulak verelim. Marks proleterya dewriminin savaş ile değil kendiliğinden gerçekleşmesi gereken zorunlu bir ihtiyaç gibi görür. Yani der ki: Ey köylüler, Ey devrimciler sizin zaferiniz sizin elleriniz ile değil zaman ile kendiliğinden vuku bulacaktır.

3.DÖNEM: Yaşlı Marks 

Marks bu dönem de bazı fikirlerinde değişmeler görüyoruz. Marks işçi devrimini bizzat siyasi mücadele vererek, grevler başlatarak sınıf savaşımlarının başlaması gerektiğini söyler. Böyle bir düşünceye varan Marks başlarda toplumun nabzını tutamamış sonrdan toplumun nabzına göre mücadele anlayışını kökten diyebileceğimiz bir şekilde değiştirmiştir.

Ayrıca Marks din, natüralizm, sosyolojizm, psikolojizm, historizm, biyolojizm, ekonomizm, materyalizm gibi belirleyicileri reddederek tarihin determinizme inanır. İşte devlet marksizm ile bilimsel marksizm burada yolları  birbirinden ayrılır.

Şimdi bütün bunları toplayarak sizler karar verin. Hangi marksizm?

İskender GEÇİT
Bozok Üniversitesi

Analist : Kurum :
Bu yazı toplamda 717 defa okundu.

güvenlik Kodu
YORUMLAR
Bu bölüm şu an hazırlanmaktadır.
Bu bölüm şu an hazırlanmaktadır.