Şov ve Mahrem
Anlam dünyasının farklı uçlarında yer alan iki kavram; şov ve mahrem. Postmodern dönemde, "mahrem" olanın sınırları "şov" tarafından aşındırılıyor ve şov, mahremi esir alıyor. Kitle kültürünün içine sıkışmış insan, varolmanın yolunu "fark edilmekte" buldukça görüntülere sığınıyor Kimlikler imajlar üzerinden inşa edilirken dinî/ahlakî normların yerinin modanın lokomotifliğinde tüketim kriterleri alıyor. Artık sokaklar sahne, insanlar oyuncu. Oyunu yazanlarsa "kamusal alanın mübarekleri" yani modacılar. Kutsalını kaybeden dünya, yeni kutsallar arayışında modacılara teslim oluyor. Mahremiyet sınırlarında kalması gerekenlerin teker teker "şov" malzemesine dönüştürüldüğüne bir dönemde Sosyolog Fatma Barbarosoğlu, çağımızın çelişkisi üzerine yazdı; Şov ve Mahrem.

 

Yazarımız felsefe bölümünden mezundur. Bu kitabında giyimin (özellikle kadın giyiminin)serüveninden bahsetmektedir. Kadın giyiminin, Osmanlı

döneminden  günümüze kadar  geçirdiği değişimi ele alıyor. Ayrıca kitapta başörtüsünün ülkenin gelişimine ne kadar  zararlı(!)olduğu konusu da ele alınmıştır.

 

Kitaptan bazı anekdotlar:

''Başını kapatan ilk yüksek okul mezunu kadın Ayşe Hümeyra Ökendir.''

''Tarikata intisap eden bütün müritler, sosyoekonomik seviyeleri ne olursa olsun, bir ve eşittirler. Bu eşitler arasından seçilmeyi  sağlayan husus, kişinin ihvan ile ilişkisinin niteliği ve takvasıdır.''

''Meşrep ve mizaç farklılıklarından dolayı her insan aynı şekilde sevilmez.''

''Kişilerin gösteriş eğilimleri olduğu gibi devletlerin de gösteriş tutkusu vardır.''

''İlk tesettür defilesi 1995 yılında gerçekleştirilmiştir.''

''İlk kadın romancımız Ahmet Cevdet Paşa'nın kızı Fatma Aliye Hanım'dır.''

''Aşkın meşrulaşması için evliliğe ihtiyaç duyulmazken, evliliğin  meşru sayılması için ''aşk''tan umuluyor.

 

Elif TOKGÖZ

Eskişehir Üniversitesi

Analist : Kurum :
Bu yazı toplamda 929 defa okundu.

güvenlik Kodu
YORUMLAR
Bu bölüm şu an hazırlanmaktadır.
Bu bölüm şu an hazırlanmaktadır.