Yağmurun Gelini
Kitap Arka Kapak:“Bazen alıp başını gitmek ister insan. Uzaklara, çok uzaklara… Görürüm ki sen de alıp başını gitmek istersin buralardan. O vakit ben de seni yanımda götüreyim derim…” Delal iliklerine kadar sarsıldı. Sonra ani bir öfke hissetti içinde. “Doğrudur,” diye bağırdı. “Uzaklara, hem de çok uzaklara gitmek isterim… Fakat Şiyar’ımın olmadığı bir yere de gitmek istemem.” Mamo sakinliğini hiç elden bırakmadı. “İstersen acele hüküm verme,” dedi. “Yarın sabaha kadar vaktimiz vardır. Bilesin ki benim oğlum da senin gibi yaralıdır. Bu kötü günlerinizde birbirinize yoldaş olursunuz kızım. Baran’ım elbette iyileşecek, bir gün ayağa kalkacaktır. O zaman da senin yaralarını o iyi edecektir…” Düğün günü güzeller güzeli Delal, gelin alayıyla damat evine vardığında hayatının en mutlu gününü yaşıyordu, ta ki Şiyar’ının atı Cengâver bir başına ortaya çıkıncaya kadar… Nasıl olmuştu da mutluluk bu kadar çabuk uçup gitmişti ellerinin arasından? Nasıl olmuştu en güzel günü kara güne dönüşüvermişti? Şimdi nasıl Şiyar’ın kardeşi Diyar’a eş olacaktı? Töreye nasıl karşı gelecekti? Sürdü Cengâver’i ölüme, ama kader ona başka bir yol çizdi. Önce Mamo’yu gönderdi, sonra da umudu…

------------------------------------------------------------------------------------------------

Ölümün olduğu bu dünyada hiçbir şey çok da ciddi değil aslında. Tıpkı Delal ve Şiyar’ınki gibi. Delal düğün günü gelin alaylarıyla en mutlu gününü yaşıyordu. Herkes Şiyar’ı bekliyordu. Atın üstünde hareketsiz biçimde yatıyordu. Şiyar’ın ölümü ile Delal sarsılmıştı. En mutlu günü bir anda en kötü gününe dönüştü. Delal uzaklara gitmek istedi. Çünkü Şiyar’ın kardeşi Diyar’la evlenmek istemiyordu. Ama töre buydu. Ümidini kaybetmişti. İnsan umudunu yitirmemelidir. ‘’Umutsuzluk manevi bir intihardır.’’ Şiyar’ın atı Cengâver’e bindi. Hızlı sürüyordu.  Cengâver ile ölüme gidiyordu.  Düştüğünde Cengâver ölmüştü.  Şiyar’dan tek kalan da ellerinden kayıp gitmişti. Bir karar vermesi gerekiyordu.  Köyde misafir olan birisi onu kendi köyüne  götürüp oğluyla evlendirmek istediğini söyledi. Oğlunun da onun gibi yaralı olduğunu söyledi. Delal’in başka çaresi yoktu zaten. Ama eğer köyden giderse bir daha geri dönemezdi.  Çünkü töre buydu. Her şeyi arkasında bırakıp gitti. Baran ile evlendi.  Baran’ın ayağında bir sakatlık vardı. Hiçbir doktor iyileştirememişti. Delal günlerce susuyor, evin işini görüyordu.  ‘’Büyük dertler dilsizdir.’’ Baran’ın ayağı için çok üzülüyordu.  Onun için bir falcıya gitti. İstediği şey köyündeydi. Ölümü göze alarak, köyüne gidip alıp geldi. Ne demişti Delal’in kardeşi ona sen ‘YAĞMURUN GELİNİSİN’.                          

Sevginin ve cesaretin gücüyle.

‘’İnsan meyvenin çekirdeğini taşıması gibi, ölümü kendi içinde taşımaktadır.’’

Analist : Mehlika Baysal Kurum : Avni Kiğılı İmam Hatip Lisesi
Bu yazı toplamda 319 defa okundu.

güvenlik Kodu
YORUMLAR
Bu bölüm şu an hazırlanmaktadır.
Bu bölüm şu an hazırlanmaktadır.