Türkiye’de Devlet ve Sınıflar
Kitap Arka Kapak: Keyder kapitalist gelişmenin Türkiye tarihinin özgüllükleri çerçevesinde nasıl şekillendiğini inceliyor. Osmanlı devlet ve toplum mirasının dolaylı ve karmaşık yollarla Cumhuriyet’in sınıf dengelerini oluşturması, Türkiye devletinin toplumsal yapılanmadaki işlevi, burjuvazinin olgunlaşması ve niteliği, sürecin dönemleri boyunca izleniyor.

-----------------------------------------------------------------------------------------------

‘… Metodolojik tercihimi bir daha tekrarlamak istiyorum: Dünya sistemi, ülke düzeyindeki sınıf mücadelesinin hangi bağlamda ve hangi kısıtlar içinde süreceğini belirler. Yeni kısıtların ortaya çıktığı ve dışardaki gelişmelerin ülkeye uyarlanmasının gündeme geldiği dünya düzenindeki dönüm noktaları ile ülke içi güçler dengesindeki radikal değişmeler birbiriyle çakışır.’

1989 yılında İletişim Yayınları’ndan yayınlanan ve Çağlar Keyder’in yazdığı ‘Türkiye’de Devlet ve Sınıflar’ adlı eser, siyaset sosyolojisi, tarih ve ekonomi-politik disiplinleri arası bir çalışma olarak kabul edilir. Osmanlı/Türk ekonomi-politiğini toplumsal sınıf dinamikleri açısından ele alan Çağlar Keyder, bu eseriyle Türkiye siyaseti literatürüne eşsiz bir katkı yapmıştır.

1947 yılında İstanbul’da doğan Çağlar Keyder, ilk ve orta öğrenimini burada yaptıktan sonra, ABD’de lisans ve doktorasını tamamladı. 1969 yılında ODTÜ Ekonomi Bölümü’ne asistan olarak girdi. 1982’ye kadar bu görevine devam ettikten sonra, bu tarihten itibaren New York Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde öğretim üyesi oldu. Halen burada ve Boğaziçi Üniversitesi’nde Sosyoloji Bölümü’nde öğretim üyeliği yapmaktadır. Bunlar haricinde Oxford, Chicago, Washington ve California Üniversitelerinde dersler verdi. Keyder’in ilk kitab,ı 1976 yılında Birikim Yayınlarından yayınlanan Azgelişmişlik Emperyalizm ve Türkiye’dir.

Kitabın bölümleri sırasıyla Kapitalizm Gelmeden Önce,Periferileşme Süreci, Jön Türkler, Kayıp Burjuvazi Aranıyor, Devlet ve Sermaye, Popülizm ve Demokrasi, İthal İkameci Sanayileşmenin Ekonomi Politiği, Krizin Dinamiği ve Burjuva İdeolojisi Neden Yükselemedi’dir. Osmanlı’nın klasik dönem toplumsal-ekonomik yapısal özelliklerinden itibaren analiz etmeye başlayan Çağlar Keyder’in, analizlerini yaparken üzerinde en çok durduğu nokta ‘artığa el koyma süreci ve yöntemi’dir. Klasik dönemden reForm dönemi olan 17. Yüzyıla kadar, saray bürokrasisinin üretimsel/tarımsal artığa ideolojik yöntemler ve ceza uygulamaları ile rahatça el koyabildiğini belirten Keyder, 17. Yüzyıldan itibaren değişen ve dönüşen uluslar arası –kapitalist- üretim şekliyle beraber, Osmanlı içindeki dengelerin de yavaş yavaş değişmeye başladığını belirtir. Buna göre, öncelikle artığa el koyan sınıf yavaş yavaş saray bürokrasisinden çıkmaya başlamış ve bürokrasinin sivil kanadına geçmiştir. Ardından 19. Yüzyıla doğru, Jön Türk geleneğinin yerleşmeye başlamasıyla beraber, Almanya’nın da yardımlarıyla, Müslüman burjuvazi yaratılmaya başlanmış ve artığa el koyanlara yerel eşrafı temsil eden yerel burjuvazi de eklenmeye başlamıştır. Dolayısıyla köylünün çektiği sıkıntılar katlanmıştır.

Verilen Milli Mücadele’nin ardından, ekonomide liberal politikalar öngörülmüştür. Ancak uluslar arası siyasal sistemin de yardımıyla, Osmanlı’da sermaye birikimini gerçekleştirebilen ve kemik burjuva kadrosunu temsil eden Rumlar mübadele ile, Ermeniler de zorunlu tehcirle ülkeden gönderilince, liberal ekonomi politikasını izleyebilecek yerli bir burjuva sınıfı bulunamamıştır. Bu yüzden bir yandan yerli ve milli bir burjuva yaratılmaya çalışılırken diğer yandan da ülkeyi atağa kaldıracak yatırımlar devlet eliyle gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. Çok partili hayata geçilmesiyle beraber, toplumsal muhalefet ideolojik ve kültürel sebeplerden dolayı geleneksel yerel eşrafı temsil eden Demokrat Partililer iktidara gelince, liberal ekonomi nispeten hayata geçirilebilmiştir. DP’nin iktidar olduğu yıllarda izlenen politikalar, kentlere akıl almaz bir göç yaşatmış ve bu durum benzeri daha önce görülmemiş toplumsal değişimlere yol açmıştır. Türkiye’de artık ‘kent’ kavramı, sosyal bir gerçekliktir.

1960-80 arası izlenen ‘ithal ikameci’ sanayi politikaları da Türkiye sosyolojisi üzerinde köklü etkiler yapmıştır. Kitapta, bu dönemin sosyolojik ve ekonomi-politik etkileri de detaylıca tahlil edilmiştir. Kitabın sonunda ise ‘Türkiye’de burjuva düşüncelerinin ve sembollerinin neden yükselemediği ve topluma kendini kabul ettiremediği’ irdelenmiştir.

Analist : Oğuzhan Koca Kurum : İnönü Üniversitesi
Bu yazı toplamda 819 defa okundu.

güvenlik Kodu
YORUMLAR
Bu bölüm şu an hazırlanmaktadır.
Bu bölüm şu an hazırlanmaktadır.