İçimizdeki Şeytan
Kitap Arka Kapak:"İsteyip istemediğimi doğru dürüst bilmediğim, fakat neticesi aleyhime çıkarsa istemediğimi iddia ettiğim bu nevi söz ve fiillerimin daimi bir mesulünü bulmuştum: Buna içimdeki şeytan diyordum, müdafaasını üzerime almaktan korktuğum bütün hareketlerimi ona yüklüyor ve kendi suratıma tüküreceğim yerde, haksızlığa, tesadüfün cilvesine uğramış bir mazlum gibi nefsimi şefkat ve ihtimama layık görüyordum. Halbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması... İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu... İçimizdeki şeytan yok... İçimizdeki aciz var... Tembellik var... İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var..." Bu romanında, toplumsal gündemin kişilikler üzerindeki baskısını ve güçsüz insanın "kapana kısılmışlığını" gösteriyor Sabahattin Ali. Aydın geçinenlerin karanlığına, "insanın içindeki şeytan"a keskin bir bakış.

-----------------------------------------------------------------------------------------------

Kitabı ilk elime aldığımda ismiyle ilgili aklıma birçok düşünce gelmişti. Acaba ismi neden "İçimizdeki Şeytan" olabilir, diye uzun uzadıya düşündüm. Ama okudukça yine usta yazar Sabahattin Ali'nin psikolojik tahlillerinin yansıması olan bir eser okuduğumu fark ettim.

Öncelikle romanda geçen aşk hikâyesinin başlangıcı beni fena halde büyüledi. Özellikle de oğlanın kıza açıldığı ve nefes almadan söylediği onca söz insanı etkiler nitelikteydi. Belki de hep okunmak istenen o ilk görüşte aşkı burada okudum diyebilirim. Filmlere konu olan, üzerine kitaplar yazılan bu olgu, kitapta çok usta bir şekilde işlenmiş. Ve bunun devamında sadece aşkın karın doyurmadığı ve Ömer'in pembe gözlüklerle baktığı hayatın içindeki siyahların da olduğu gerçeği insanın yüzüne adet bir tokat misali çarpılıyor. Bununla birlikte, o süreçteki maddi sıkıntılardan kaynaklı, bir insanın toplum tarafından çok yanlış kabul edilen bir şeye,  yani hırsızlığa kadar elinin gidebileceğini görüyoruz. Bu kitaptan anladığım kadarıyla hayat şartlarının ağırlığı bizzat yaşanmadan anlaşılmıyor. Düşünülen ve aslında pek de üzerine düşülmeyen ihtimallerin aslında ne kadar olası olduğunu fark ediliyor.

Sabahattin Ali'nin ne üslubunu ne de olay akışının sadeliği ama doluluğu hakkında herhangi bir eleştiri yapabilecek seviyede görmüyorum kendimi. Ama naçizane düşüncem, bu kitabın psikoloji veya sosyoloji okuyan birinin mutlak edinmesi gerektiğidir.
Bu kitaba on üzerinden bir puan verecek olsaydım on puan verirdim.

 

Analist : Ayşenur Önler Kurum : Karadeniz Teknik Üniversitesi
Bu yazı toplamda 501 defa okundu.

güvenlik Kodu
YORUMLAR
Bu bölüm şu an hazırlanmaktadır.
Bu bölüm şu an hazırlanmaktadır.