Yenilgiden Dönerken
Geleneği bugünkü dile ustalıkla söyleten, çağdaş Türk edebiyatının en iyi kalemlerinden Ali Ayçil, okurları zamanda, mekânda, kitapların ve yazarların dünyasında bir yolculuğa çıkarıyor, hayatın sıradan görünen parçalarını mucizevi bir dille sunuyor. Geleneği bugünkü dile ustalıkla söyleten, çağdaş Türk edebiyatının en iyi kalemlerinden Ali Ayçil “Yenilgiden Dönerken”de okurları zamanda, mekânda, kitapların ve yazarların dünyasında yolculuğa çıkarıyor. Yekpare bir zaman algısıyla geçmişle bugünü ustaca buluşturan Ayçil, hayatın sıradan görünen parçalarından, ekmekten, tütünden, kardan yola çıkarak gündelik hayatın edebiyata konuk olmasının başarılı bir örneğini sunuyor.

 

Kreması bol kahve tadında denemeler dizisi. Her deneme başlı başına bir hikâye. Kimi zaman sizin hikâyeniz kimi zaman umursamazca bir eşyanın… Bir kere Rahatlık hakim kitabımızda. Bir şeyler yaşayıp dolup boşalmak için alınmamış kalem, ya da bir rehber bir öncü olmak hedeflenmemiş yaşantılarla… Bilgiden uzak, bütünlükten de çoğu zaman. Gayet dingin, hayat ve anlam üzerine düşünüldükten sonra ilham perileriyle dizilenler sunulmuş biz okuyuculara. Bu rahat yazın tavrının erkek kaleme ait olduğu hemen öngörülebilir. Detaylı betimlemelere rağmen… İsmine uyumlu her bir satır. Gerçekten yenik düşülmüş gibi. Bu yenikliğinse neden kaynaklandığı üzerinde durulmamış. Hayal gücü ve ironisi yüksek olan yazarın aslında yeniklik ile gerçek bir yenik düşme halinden çok yenikliği tanımlayıp, yenik olmamak ise sizde demek ister gibi. Bazen de yazar gerçekten yenik düşüyor o an denemenin konusu neyse, anlatısıyla bizleri de yenik düşürüyor ve o yeniklik içinde detayları yakalıyor, yakalatıyor. Hani, ayağınız takılırda yere düşersiniz ya işte o an şimdiye kadar fark edemediğiniz bir detaya takılır gözleriniz, yerdeki renkli taşa diyebiliriz mesela. Yazarda bazen düştüğü ve anlatısıyla düşürdüğü bu yeniklik ile detayları fark etmemizi sağlıyor. Ben biraz daha mantıkla yaklaşıp ‘ben düştükten sonra detayların ne önemi var?’ desemde belli ki okuyucunun o an hitap etmek istediği okur kitlesi içinde değilim bu düşüncemle.Ben kitapları umutlanmak için okuyanlardanım. Olumsuzluklardan ders alıp hayata motive olmak, olumluluklarda yepyeni umutlara sahip olmak için. Oysa yenilgiden dönerken de bu motivasyonu bulamadım…

 Şu var ki betimlemelere doyuruyor sizi. Ve sıcaküslubu tebessüm ettirmeye yetiyor .‘’Önce göğsünü arala’’  diyerek bir yolculuğa çıkarıyor sizi Ali Ayçil. Öyle bir yolculuk ki yolun kokusunu tarif ediyor veettiriyor; çantalara,haritalara yalnızlığa,karanlığa hayata dair ne çıkarsa yol boyunca,her birine bir iki cümle kurmak istiyor. Asla pas geçmiyor… Maddeden mana çıkarma peşinde olan yazarımız oldukça da zeki muzip bir üslup oluşturmuş.  Bunu da Okuyucunun soracağı soruları bile kestirilebilmesinden anlıyoruz. Kimin ve neyin payına ne düşerse diyerek olabildiğince konuşma havası içinde… Kitapta sevemediğim bir nokta var ki bir denemeye başlarken betimlemelerle, konuşma havası içinde, samimiyetiyle kurduğu düzen tam sizi sarıp sarmalarken gelişme kısmı dediğimiz bölümde oradan buradan verilen örneklerle akıcılığı bozuyor. Sevemediğim bir diğer özellik ise her denemenin sonunda aykırı bir son cümle. Konuyla ilgisi olmayan gelişi güzel serpiştirilmiş vurucu ama o sıcaklık içinde soğuk bir rüzgâr gibi yüzünüze vurup, sanki konuyu anlamamışsınız gibi bir hava yaratan cümleler... Yazar gündelik hayatını anlatırmış gibi görünürken kâh Peyami safa ile dost oluyor, kâh gerçek hayatta hayali dostlar ediniyor ve bu hayali dostlarla arasında ki bağ ister istemez okuruda böyle bir dostluğa yönlendiriyor. Yani ki okurken bende böyle bir hayal kurup acaba kimlerle dost olsam dedirtiyor. Buda hayal dünyasının ne kadar güçlü olduğunu ve bazen hayattansa, nüfusununda az olduğu o dünyaya keşfe çıkmaya özendiriyor. Yazarımız kurduğu eşsiz benzetme sanatından zaman zaman kendini de nasiplendiriyor. Bu da aslında hayat ve diğer insanlarla yaşadığı ironiyi kendisi içinde yaşattığını belirtiyor… Kitap ve yazarın üslubunu anlatan en güzel satırlar şunlar olsa gerek;

….Geçmişime giden yolların üzerine kalın bir şerit çektim. Emlak alışverişlerinin, benzin fiyatlarının,oy sandıklarının,köprü geçiş ücretlerinin,orta yaş kadınlarının göstermelik nazlarının, kargodan  kitap  siparişlerinin, bankamatiklerin, çok satan kitapların ortasında geçmişine uğrayan bir adam var ettim. Taşınmaz olanı taşımagafletine düşmedim. Tam tersine yenilgimin tadını çıkardım uzunca bir zaman. Tıpkı çıktığım yolculuklar gibi, görüştüğüm insanların sayısını da seyrettikçe seyrettim.Kendimle kendim arasında gidip gelen yeni bir yol açtım.Günler niçin uzadığını,niçin kıvrıldığını bilmediğim bir sarmaşık gibi dolanıp durdu boynuma . Dünya bensizde dünyaydı; darılmadım…

Kalınca romanlardan yorulduysanız şiir tadında betimlemeleriyle, hayal gücünüzü hatırlatan Ali ayçil in bu sıcak denemeler dizisini okumanızı öneririm.

Tuğçe AYTİMUR
İnönü Üniversitesi

Analist : Kurum :
Bu yazı toplamda 930 defa okundu.

güvenlik Kodu
YORUMLAR
Bu bölüm şu an hazırlanmaktadır.
Bu bölüm şu an hazırlanmaktadır.