Saatleri Ayarlama Enstitüsü
Kitap Arka Kapak: Ahmet Hamdi Tanpınarın şiiri sembolist bir ifade üzerine kurulmuştur. Aynı anlatım tarzı romanlarına da zaman zaman sirayet eder. Ancak muhteva açısından metafizik eğilimleri ile estetik endişelerini şiire ayırdığı halde, sosyal temalar için nesri seçmiştir. Romanları, zengin hayat hikayesinden taşarak Türkiye meselelerine kendine has yorumlar getirir.

------------------------------------------------------------------------------------------------

‘’Biz kabahati üzerine yüklenen insanlarız’’ demişti Zehra( Hayri İrdal’ın kızı). Evet, muhteşem kurgusu olan bu kitap başlarda sizi zorlasa da bitirdiğinizde aklınızda kalacak cümleler olacak. Biz kabahati üzerine yüklenen insanlarız belki de dört yüz sayfaya yakın bu kitabı en iyi tarif edebilecek cümle. Yalana bir defa başvurulduğunda ve daha kötüsü buna alışıldığında aslında sırf birileri desin diye yaşanıldığın da bütün insanları bekleyecek bir hazin son var. Hayri İrdal çocukluğundan başladığı bu öykü dört ana bölümden oluşur; Büyük ümitler, küçük hakikatler, sabaha doğru, her mevsimin bir sonu vardır.

Yoksullukla geçen bir hayata birden dâhil olan ve Hayri İrdal’in velinimetim dediği kişi Halit Ayarcı kitabı okuduğunuzda gerçekten Hayri İrdal’in velinimetimi durup düşünüyorsunuz. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın olayları siz yaşıyormuşçasına anlatımı ve ilk başlarda kısmen sıkılsanız daara vermeden okuduğunuz takdirde sizi peşinden sürükleyecek bir kitap. Hayri İrdal’in hayatı iki kısma ayrılır velinimeti Halit beyle tanışmadan önce ve sonra. Yoksulluk içinde yaşadığı dönem postacılık, saatçilik gibi işlerle uğraşan Hayri İrdal daha sonra tanıştığı Halit bey sayesinde birden kendini bir enstitünün genel müdürü olarak bulur. Aslında öğrenim hayatı oldukça başarısız geçen Hayri İrdal Halit beyin ısrarları neticesinde yazar da olur ve ülke çapında tanınan biri olmaya başlar. Aslında yoksulken en azından kendinin sayabileceği bir hayat yaşarken zenginleştikten sonra başkalarının istediği hayatı yaşamak zorunda kalan bir Hayri İrdal’i görüyoruz. İlk eşi olan Emine’ye özlem duyduğunu onu aradığını yoksulken belki de daha mutlu olduğunu hissediyorsunuz. Söylenilen yalanların zamanla söyleyeninde inandığı bir gerçek halini almasını sağlayan şeyin inanç olduğunu fark ediyorsunuz. Halit Ayarcı’nın üzerinde önemle durduğu konu inanç. Ama yalanlara inanmanın sonunu getirdiğinin çok sonra farkına varan Halit Ayarcı. ‘’ O halde bu adamlar bana inanmıyorlar! Beyhude yere buraya toplamışız! Beyhude yere uğraşmışız!’’ ‘’Hayır… Yine size inanırlar. Fakat menfaatlerine dokunmamak şartıyla… Zaten niçin inanmalarını istiyorsunuz, onu anlamıyorum…’’ Hayri İrdal’in hayatına birden giren ve birden hayatının merkezi olan Halit beyin çok sonraları anladığı hakikatin konuşmasıdır bu. Dil olarak da kurgu olarak da çok güzel olan kitabı okumanızı tavsiye ederim.

‘’Bütün bunlar hayatımda tek bir hadisenin doğurduğu şeylerdi. Emine ölmeseydi hiçbiri olmayacaktı. Oğlum bütün bu düşünceleri anlamış gibi yerinden kalktı:

- Korkma, dedi, bundan sonra daha sık gelirim. Artık kâfi derecede kuvvetliyim!’’

Analist : M.C. Kurum : İstanbul Üniversitesi
Bu yazı toplamda 578 defa okundu.

güvenlik Kodu
YORUMLAR
Bu bölüm şu an hazırlanmaktadır.
Bu bölüm şu an hazırlanmaktadır.