Mai ve Siyah
Kitap Arka Kapak: Kitap Arka Kapak: “Gözlerinin önünde o maî gece ile bu siyâh gece tekâbül etti: Maî ve siyâh. Âh! Biçare hırpalanmış, ezilmiş hayat! Maî bir gece ile siyah bir gece arasında geçen şu nasîbsiz, bahtsız ömür!” Karşıtlıkları realist bir düzlemde inceleyen bir roman, Maî ve Siyâh. Gerçeğin kara tokadının Ahmed Cemil’in aydınlık, mavi düşlere inişlerini anlatır bize. Hâlid Ziyâ’nın ustalıkla kurduğu gerçekçi bir klasik, Maî ve Siyâh. Romancı estetik anlamı ve ayrıntılı tasvirleriyle roman boyu çözümlenmek bilmeyen ikilemleri, çatışmaları ve onlarla boğuşan Ahmed Cemil’i gözlerimizin önüne güzel çizilmiş bir resim gibi sunar. Maî ve Siyâh, edebiyatımızın yolunu akkor gibi aydınlatan, zamanından öte bir romandır adeta. “Anlatımızda gerçek anlamda çevre ve ruh betimlemelerinin Hâlid Ziyâ ile başladığını söylersek, pek de yanılmayız… Hâlid Ziyâ, Ahmed Cemil’i tek yönüyle ele alınan romantik kahramanlardan farklılaştırarak, onun hem ruhsal yönüyle hem toplumsal yönüyle canlandırılabilmesini sağlar. Bir başka deyişle kahramanı ‘tek boyutluluktan çok boyutluluğa’ götürür. (Kemal Berk)

------------------------------------------------------------------------------------------------

Bu kitapta; aşk, hayal-hayal kırıklığı, mutsuzluk, maddi imkân-maddi imkânsızlık, eski şiir-yeni şiir gibi birtakım zıtlıklardan oluşan çatışmalar anlatılır.

Kitabın konusu: Başkarakter olan Ahmed Cemil’in hayallerinin karşına gerçeklerin çıkmasıyla mağlup olunuşu anlatılır.

Kitabın Ana Fikri: Bu kitap, hayatın gerçekleri karşısında insanın sağlam, güçlü durması ve mücadele etmenin önemini anlatır bize. Ahmed Cemil hayallerinin maalesef bir bir yitip gitmesine sadece seyirci kalır.

Romanın ilk üç bölümünde romanın gerçek zamanı içerisinde, Tepebaşı’ndaki yemek merasimi, Raci-Sait ile Ahmet Cemil arasında yaşanan eski-yeni edebiyat tartışması, Ahmet Cemil’in yalnız başına hayallere dalması anlatılır. Romanın dördüncü ve beşinci bölümlerinde, akronolojik bir teknikle Ahmet Cemil’in önceki yaşamı; aile, eğitim hayalleri ve babasının ölümünden sonra karşılaştığı zorluklarla Mir’at-ı Şuûn’a giriş serüveni nakledilir. Altıncı bölümle birlikte romanın gerçek zamanına dönülerek kronolojik olarak vak’alar nakledilmeye devam edilir. Romanın bundan sonraki kısmı iki yıllık bir zaman dilimini kapsar. Ahmet Cemil’in yirmi dört yaşına kadar olan serüveni de böylece hikâye edilmiş olur.

Maî ve Siyâh romanının adı semboliktir. Maî (mavi);  hayal ve ümitleri, Siyâh ise hayal kırıklıklarını, hayatın gerçeklerini maddi tarafını temsil eder.

Ahmet Cemil’in üç büyük hayali vardır;

En büyük hayali tanınmış bir edebiyatçı olmaktır.

İkinci hayali yakın arkadaşı Hüseyin Nazmi’nin kız kardeşi Lamia ile evlenmektir.

Diğer bir hayali ise, kız kardeşi İkbal’in görkemli bir şekilde evlenip mutlu bir yuva kurmasıdır. Ama ne yazık ki Ahmet Cemil bu hayallerini gerçekleştiremez ve gönüllü olarak yaşadığı yeri terk eder. Hayallerini gerçekleştirememesinin en vurucu nedeni maddi imkânsızlıktır. Babasının ölümüyle birlikte omuzlarına ağır bir yük biner, gelecek ve yaşam kaygısı başlar. Bu kaygıyı bir nebze de olsa hayalleriyle unutur. Fakat gerçek yüzüne tokat gibi inince pasif karakteri tutunamaz.

Batılı anlamda Türkiye’de romanın başlangıcı sayılan ve Ahmet Hamdi Tanpınar’ın

“Nesli adına konuşan ilk romandır.” diye tanımladığı Maî ve Siyâh döneminin basın, edebiyat ve şiir hayatına dair gözlemleriyle önemli bir başyapıttır. Ahmet Cemil de yeni şiir hakkındaki görüşlerini belirtir.

Halit Ziya anılarında “En çok beğendiğim romanım” diye söz ettiği Maî ve Siyâh’ı merak edip okumamak işten bile değil.

Herkes mavi hayaller kurup, siyah yaşamaz mı? Kalbimizin derinliklerinde olan o umut hep var olamaz mı? Siyah yaşamamıza sebep olan da zaten mavi hayaller değil miydi? Kitabın sonunu ağlayarak bitirmemek çok güç… Bu kitabın sonunu unutamam sanırım.               

Analist : Zehra Uğur Kurum : İnönü Üniversitesi
Bu yazı toplamda 1094 defa okundu.

güvenlik Kodu
YORUMLAR
Bu bölüm şu an hazırlanmaktadır.
Bu bölüm şu an hazırlanmaktadır.