İslam Deklarasyonu
Kitap Arka Kapak:Bugün kamuoyuna takdim ettiğimiz deklarasyon, yabancılara veya şüphe duyanlara, İslam dininin, şu ya da bu sistemden yahut düşünceden üstün olduğunu kanıtlamayı amaçlayan bir müfredat kitabı değildir. Bu deklarasyon, nereye ait olduklarını bilen, kalplerinin derinliklerinde hangi tarafta durduklarını hisseden Müslümanlara hitaben yazılmıştır. Bu, insanların hissettikleri aşk ve aidiyetin beraberinde hangi sorumlulukları getirdiği konusunda elzem sonuçlar ortaya çıkarmalarınavesile olacaktır. ALİYA İZZETBEGOVİÇ

------------------------------------------------------------------------------------------------

Yugoslav rejimi bu kitabı 1983'te Saraybosna’da görülen Genç Müslümanlar Davasında, Aliya İzzetbegoviç ve arkadaşlarının "bozgunculuğuna" 1 numaralı delil olarak göstermişti.

Bu bile ne etkide bir yapıtın olduğunu gözler önüne sermek için gayet yeterlidir kanımca.

Aliya İzzetbegoviç’in yazmış olduğu bu eser belki de bahsettiği gibi bir deklarasyon, bir genelge niteliğinde ve adeta Müslümanlara haykırış niteliğindedir. Yazarın diğer kitaplarına baktığımızda aynı dil ve üslubu kullanarak yazdığını görmekteyiz.

Kitap içerik olarak kısa ve öz niteliktedir. Modernistlerin ve tam tersi dini sadece din olarak görenlerin iki aşırı uç olmalarından bahsetmektedir. Bu iki ucunda dine ve insanlığa bir faydası olmayacağını söylemektedir. Bir zamanlar yükselişte olan ülke ve o ülkenin rejimlerinin İslamı sadece din olarak veya modernizim gibi din üstü bir şeymiş gibi göstermelerinden dolayı yıkıma uğradıklarını belirtmektedir. Bu yazdıklarımı üstad şu ifadeler ile özetlemektedir: Birinciler (muhafazakârlar) islamı geçmişe çekmekte, ikinciler (modernistler) ise ona yabancı bir gelecek hazırlamaktadır.

Değinilen diğer bir konu ise üstadın islamdaki tek mucizenin çok çalışmak olduğunu belirtmesidir.

Bu konuyu da şu sözlerle ifade etmektedir: İnsanların çalıma ve bilgi sonucunda ürettikleri mucizeler dışında mucize yoktur. Düşmanları mucizevi yolla kovacak, fakirliği ortadan kaldıracak, refah ve aydınlığı (eğitimi) ekecek herhangi bir mehdi yoktur. Mehdi bizim tembelliğimizin adıdır veya sıkıntılar ve sorunların ağırlığı imkanlar ve mücadele vasıtalarla kıyaslanamayacak derecede büyük olduğunda, güçsüzlüğümüzden büyüyen yalancı bir umuttur.

Peki, bu İslami düzen ve hayat nasıl kurulacaktır?

Üstad bunun insan ve toplumu eğiterek, insanların eşitliğini, Müslümanların kardeşliğini, Müslümanların birliğini gözeterek, zekât sistemin güçlendirip faiz sistemini bitirerek, cumhuriyetçi yaklaşımla (monarşik sistemin zayıflığı açısından), iyi bir eğitim ve öğretim ile, vicdan özgürlüğü ile ve en önemlisi de çalışma ve mücadele ile mümkün olacağını söylemektedir. Ve bu terimlerin içini kitapta doldurarak bize kendi metodunu da bildirmektedir. Allah ondan razı olsun.

Vesselam.

Analist : Yahya Altuntaş Kurum : İnönü Üniversitesi
Bu yazı toplamda 589 defa okundu.

güvenlik Kodu
YORUMLAR
Bu bölüm şu an hazırlanmaktadır.
Bu bölüm şu an hazırlanmaktadır.