Mekkeye Giden Yol
Kitap Arka Kapak: Leopold Weiss, Avrupa’da Madam Gorki ile görüşme fırsatını ele geçirip gazetecilik mesleğine atıldığı ve Ortadoğu’ya gazeteci olarak gönderildiği zaman, bundan sonra hayatını İslâm dünyasında ve Müslümanlar arasında geçireceğini hayal bile etmemişti. Ama kısa zamanda Müslümanların yaşayış tarzı, Batılılardan çok farklı kültürleri ve dünya görüşleri onu bu dünyayı daha yakından tanımaya zorladı. At ve deve sırtında, Mısır’dan Afganistan’a, Yemen’den Rusya’ya kadar uzanan uçsuz bucaksız coğrafyayı 30 sene boyunca gezdi.

-----------------------------------------------------------------------------------------------

Muhammed Esed ve Kitap Hakkında kısaca..

Avusturyalı Musevi asıllı LeopoldWeiss'in gazeteci olarak çıktığı doğu seyahatinde gezip gördüğü ve yakından tanıma imkânı bulduğu İslâm âleminde yaşadıkları...

Titizlikle araştırıp serüvenlerini anlattığı ve hidayete erip, Muhammed Esed ismini alışı...

İslâmiyet'i keşfeden Avrupalı yazarın, Müslümanların yaşayışında karşılaştığı ayrı dünya görüşü ve makine medeniyeti diyebileceğimiz batı dünyasına karşı bu insanların imanlı hayat tarzları karşısında büyülenişinin romanı...

Libya bağımsızlık mücadelesine katılan ve Pakistan'ın Birleşmiş Milletler ‘deki delegesi görevine getirilen Yahudi asıllı Avusturyalı gazeteci ve yazar Muhammed Esed, batılı dostlarının ısrarı üzerine bütün hayatını dolduran bu eşsiz macerayı yazmak için BM’deki görevinden istifa etti ve dünyanın belli başlı dillerine çevrilen bu kitabı yazdı. Mekke’ye Giden Yol, İslâm dünyasının iç yüzünü, canlı gerçeğini ve batıya karşı direniş destanının anlatan üstün bir belgesel olmak yanında eşsiz bir edebi metindir.

Analiz:

Elimde bulunan kitap “İnsan” yayınlarından çıkmış, karton kapak halinde 488 sayfa olarak neşredilmiştir. Kitabın kapak tasarımına baktığımızda aslında bir özet şeklinde canlı, sade ve bir o kadar da anlamlı tasvir edilmiştir. Kapakta dört unsur öne çıkar. Bunlar; Güneş, Deve, Kum Tepeleri ve muazzam şehir Mekke’dir. Aslında kitap da bu minvalde şekillenir. Mekke, Medine ve civar Ülkelerinde geçirdiği tüm zamanları, seyahatleri ve gezileri daha çok çöl ortamında, güneşin anlında, kum fırtınaları ile amansız mücadelesi ve en sonunda o muazzam şehre, o emin şehre, o Beled’il - Emin’e ulaşma arzusu ile geçmiştir. Çünkü onun o mübarek beldeye ulaşma arzusu tüm sıkıntıları göze alabilecek kadar büyüktü. Tıpkı hiç çocuğu olmayan bir annenin yeni bir çocukla müjdelenmesi gibi sevinç içinde, o kızgın güneşin altında, bedevi Arapları tanıma arzusu, develerin ahenkli yürüyüşü, göz yakan ve deri soyan kum fırtınaları ve susuzluk kavramını tüm bedeniyle hissetmesi ile ruhunu dinlendireceğine inanıyordu.

Kitap hakkında şunu söylemezsek burada yazdığımız yazı yarım kalır diye düşünüyorum. Muhammed Esed’in gazeteci olduğunu bahsetmiştik. Genel olarak şöyle bir kanıya varsak yanlış olmaz diye düşünüyorum. Bir yazarın hangi mesleği icra ettiği veya ne işle daha çok iştigal ettiği çıkarmış olduğu eserlerde büyük önem ve yere sahiptir. Bunu çoğu yazar hakkında söyleyebiliriz. Tabi ki çevrenin, yetişmiş olduğu kültürün ve ailevi yaşantının etkisi çokça büyüktür. Lakin bir insanın severek yapmış olduğu işi onun ilk göz ağrısıdır. Maddi ve manevi etkisi destekçisidir. Bu sebepleEsed’in yapmış olduğu iş yani Gazetecilik, kitabı okurken detaylarda bize tüyo veriyor. Kitabı okurken kimi insanın normal olarak - biraz fazla betimleme ve detay yoğunluğundan dolayı - sıkılması doğaldır. Ama kitabı bir gazetecinin yazdığını düşünürsek ve bu açıdan okursak bize hayatımızdaki görmediğimiz, göremediğimiz veya görmek istemediğimiz detayların aslında bizim hayatımızı şekillendirdiğini, hayatımıza renk verdiğini ve hayatımızın da olmazsa olmazları olduğunu fark ederiz.

Şunu ekleyip sözü fazla uzatmayalım. Kitabın bir diğer önemli noktası çevirmen Cahit Koytak’tır. Cahit Koytak iyi bir şairdir. Kendisini edebiyatın siyasetinden ve reklamdan uzak durmayı başarmıştır. Hece dergisinin Cahit Koytak şiirini ele aldığı sayısında dergi ile röportaj yapmayı reddetmiş ve bu hareketini yazdığı kısa bir mektupla sebeplendirmiştir. Edebiyat dünyasının onu “ Hakkı Yenmiş Şair” diye adlandıranların sayısı neredeyse edebiyat dünyasının tamamını oluşturmaktadır. Şairliğini bir kefeye tercümanlığını bir kefeye koyduğumuz zaman terazi milim şaşmaz herhalde. Çünkü kendini okadar çok aşmıştır ki Fransızca şiirler de yazmaya başlamıştır. En son olarak 2017 yılında “ Yılın Tercümanı” seçilmiştir.

Velhasılı kelam kitabı okuduğumuzda bir insan kendini ne kadar güzel tasvir edebilir ve ne kadar akıcı anlatabilirse işte o kadar güzel bir otobiyografidir diyebiliriz..

Analist : Abdullah Gündüz Kurum : İstanbul Üniversitesi
Bu yazı toplamda 771 defa okundu.

güvenlik Kodu
YORUMLAR
Bu bölüm şu an hazırlanmaktadır.
Bu bölüm şu an hazırlanmaktadır.