Ölümcül Kimlikler
Kitap Arka Kapak: Bana içimin derinliğinde ne olduğum sorulduğunda, bunda herkesin içinin derinliğinde ağır basan tek bir aidiyetin, bir bakıma kişinin derin gerçekliğinin, doğarken ebediyen belirlenen ve artık değişmeyecek olan özünün var olduğu inanışı yatıyor; sanki geri kalanın, bütün geri kalanın -özgür insan olarak katettiği yolun, benimsediği inanışların, tercihlerin, kendine özel duygusallığının, yakınlıklarının, sonuçta yaşamının- hiçbir önemi yokmuş gibi. Kimlik, insanın zamanın içindeki incelişinde onu dünyaya bağlayan bir ayna. Amin Maalouf, Ölümcül Kimliklerde çok yönlü ve saydam bir sorgulamanın eşliğinde, aynadaki görüntünün tutulabileceğine işaret ediyor. Ölümcül Kimlikler, dünyanın yeni zamanlarında insanlığın küllerinden kuracağı düzenin temeline konan bilge bir taş.

-----------------------------------------------------------------------------------------------

Amin Maalouf’un bu eseri hakkında burada ne yazsam, ne söylesem kelimelerim hep eksik kalacak. Ama ben de bu kitabı kendi penceremden değerlendirmeye çalışacağım.

Kitabın kapağına baktığımızda, açan bir çiçeğe uzanmaya çalışan bir el var ve o çiçeğin çoktan yaprağının ucundan solmaya başladığını görüyoruz. Bu, kimliklerini oturtamamış insanların dış mihraklar tarafınca yavaş yavaş özünden uzaklaştırılmasına işaret etti benim gözümde.  Ve bu imgeleme kafamın içinde çok da yerinde bir düşünce oldu kitaba dair.

Maalouf’un Müslüman olmadığını kitabı okumadan önce de biliyordum zaten. Birkaç kitabını daha okumuştum. Ama Halil Cibran’da da hissettiğim şey gibi, bir insanın Müslüman olmaması onun gerçekleri çarpıtarak düşünmesi anlamına gelmiyor. Halil Cibran’ı ilk okuduğumda Müslüman sanmıştım, bu kitabı da ilk okuyanlar kitabın başlarında Maalouf’u Müslüman zannedebilir.  İlerledikçe Hıristiyanlardan din kardeşim diyerek bahsetmesi gerçeği göstererek sizi bir miktar üzüntüye düşürebilir. Ancak doğruya doğru, yanlışa yanlış demesi yazarın sözlerini gözünüzde okunabilir kılıyor. Bunu birkaç cümleyle açıklayacak olursak: “Burada iki düşünce çürütülmeyi hak ediyor. Müslüman dünyasının hoşgörü konusundaki ‘toplum olarak olumlu’ tarihi bilançosuna bakarak, günümüzdeki aşırılıkları gelip geçici durumlar olarak gören düşünce ve tersine, bugünkü hoşgörüsüzlüğü temel alıp, geçmişteki tavrı içi boş bir anıya dönüştüren düşünce.” Bu satırları okuyan birisi, bu denli mantıklı yazan birinin bilgisinden ve fikrinden rızıklanmak ister.

“İstisnasız her insan karma bir kimlikle donanmış; unutulmuş çatlakları, hiç akla gelmeyen dallanmaları ortaya çıkarmak ve kendisinin karmaşık,  biricik olduğunu, yerinin başkası tarafından doldurulamayacağını keşfetmesi için kendi kendine birkaç soru sorması yeter.”  Ben de bu satırları okuduktan sonra endi şahsım adına; dönüp, yıllarca ister toplum tarafından olsun ister ailem tarafından olsun ister kendi kendime okuyup çiziktirdiklerim olsun, bunların oluşturduğu bir bütünü sorguladım. Ve eğer bir kitap size “sizi sorgulatacak” derin düşünceler içeriyorsa okunmayı ve tavsiye edilmeyi hak ediyor. Bunun yanında da katılmadığımız fikirleri ve ideolojileri elbette olacaktır.

Bu kitabı onu puan üzerinden değerlendirecek olsam, on verirdim.

Analist : Ayşenur Önler Kurum : Karadeniz Teknik Üniversitesi
Bu yazı toplamda 799 defa okundu.

güvenlik Kodu
YORUMLAR
Bu bölüm şu an hazırlanmaktadır.
Bu bölüm şu an hazırlanmaktadır.