Yitik Cennet
Kitap Arka Kapak: ...

------------------------------------------------------------------------------------------------

Bu bilgi yüklü kitabı felsefeyle ve edebiyatla yoğuran büyük üstad Sezai Karakoç’a şükranlarımı iletmeyi öncelikli borç bilirim. İçeriği hakkında bahsetmeden evvel şöyle bir değerlendirme yapmak istiyorum. Üstad kitabını her ne kadar ağır bir dille yazmış gibi görünse de akıcı ve sürükleyici tarafının ağır bastığını görmekteyiz.

Sırasıyla Âdem, Nuh, İbrahim, Yusuf, Musa, Süleyman, Yahya, İsa ve Muhammed (aleyhissalatü vesselam) peygamberlerden bahsediyor. Hakikat, inanç, devlet düşüncelerinin hangi peygamberler zamanında ve nasıl kazandırıldığını anlatıyor sıklıkla. Kitapta her bir peygambere bir şey yüklenmiş ve peygamberlere yüklenen bu özellik ve görevler medeniyetlere benzetilmiş. Kısa belirtmek gerekirse Hz. Âdem’le birlikte varoluş hikmetlerini anlıyoruz, inancın temellerini Hz. İbrahim’le biliyoruz. Şimdi de kısaca dönemlere değinelim.

Üstad kitabında özetle şunun mesajını bize vermektedir: Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) den önce Yitik Cennet olan yeryüzü ve kanatın, kendisinin gelmesiyle yeniden bulunmuş, adeta keşfedilmiş bir Cennete dönüştüğünü anlamaktayız.

Peygamberimizden önce yaşamış olan ve ilk insan olma özelliğini taşıyan Hz. Adem’in ve dolayısıyla insanın toprakla imtihanı başlar. Topraktan yaratılan insanın aslına düşüşü, dirilişin gerçekleşmesi için gereken düşüşten bahsedilir. Başlangıç olarak Âdem ile cennet bir bütün gibidir. Sınırlar belirli değildir. Bu Oluştan Varoluşa çıkmak içinse bu sınırların belirlenmesi ve Adem’in düşmesi, diğer bir ifadeyle kursağına yasak meyvenin girmesi gerekir. Bu yasak meyve gerçekle yüzleşmenin mücessem halidir. 

Adem’in de kendisini bulması, kendini tanıması için Cenneti yitirmeye, Havva’ya, şeytana ve yılana ihtiyacı vardı. Adem’in cenneti yitirip yoğrulduğu toprağa düşmesi ise, “yitirilen cennetin tekrar bulunmasının ve en önemlisi ise bulmak kelimesinin anlamını bilmesinin ve böylelikle de insanın imtihanının başlamasının” serüvenini insanlığa göstermiş oldu.

Varoluşun temellendirilmesini ise kitapta Hz. Nuh ile oluşturmuştur. Nuh’un gemisi o çağda inananları sel felaketinden nasıl kurtarmışsa, “Her çağda, şartlar ne kadar ağır ve umutsuz olursa olsun inananlar için bir Nuh’un gemisi vardır” denilmiş.

Nuh tufanı zamanında, gemiye her cins hayvandan bir çift alınıp, karaya oturunca yeni bir uygarlık kurulmuştu.  Bu noktada üstadın diriliş fikrine baktığımızda, bizi diriltecek olan fikir de geminin karaya oturması ardından kurulan medeniyet misali olacaktır. Her kök duygu, düşünce ve inançtan tohumlar alınıp derlenip toparlanarak kitaptaki deyişle bir “diriliş merkezi” oluşacaktır. Toplum açısından ya da ferdi olarak düşünürsek bizi de alıp kurtaracak bir yanı mucize bir yanı ceza görüntülü ilahi olaylar olacak ve inandığımız müddetçe bizi selamete aydınlığa çıkaracaktır.

Geminin karaya oturması, dirilişin bir mücessem olarak belirmesidir. Kitaptaki ifadeyle tam olarak “ruhu hallerden kurtarıp makamlara ulaştırmak. Cudi dağına oturtmak.” gibi belirtilir ve anlaşılır.

Şimdi de Hz. İbrahim örneğinde olduğu gibi medeniyetler de samimiyet özünü kaybetmeyen zamanın dostu olacaktır. Devamlı imtihan, fedakârlık, medeniyetlerin devamını da sağlayan temel faktörlerdir. Bu varoluş davası ve imtihanı kitapta da belirtildiği gibi Yitik Cennetin ortaya çıkış mücadelesidir.

Bu sekiz sembolden birisi olan Hz. Yusuf ise bir medeniyetin cisim bulmuş hali ve devletin diriliş mücadelesidir.

Hz. Musa da kitabın ilk paragrafında ifade ettiği gibi toplum ve devletini bütünüyle ve öbür insanların yasa, düzen ve yaşamlarından sıyrılmış olarak kuracaktır.

Hakikat Medeniyeti, “devlet” modeline Hz. Süleyman ile ulaşır. Artık devletin de bir hikmet içerisinde olduğu anlaşılmaktadır.

Hz. Yahya, Yitik Cennetin, tabularının yıkıldığı bir demir yumruk özelliği göstermektedir.

Kitabın son sembolü ise Hz. İsa’dır. Hayatın son bulduğu vakitte çıkagelip dirilişi başlatmıştır. Diriliş mucizesi insanda yeniden gerçekleşmişti.

Ve Hz. Muhammed aleyhissalatü vesselam… Artık dünya onunla Yitik Cennet değil, kazanılmış bir imtihan olarak özellik kazanmıştır. Allah Ondan razı olduğu gibi biz ümmetinden de razı olsun.

Vesselam.

Analist : Yahya Altuntaş Kurum : İnönü Üniversitesi
Bu yazı toplamda 1078 defa okundu.

güvenlik Kodu
YORUMLAR
Bu bölüm şu an hazırlanmaktadır.
Bu bölüm şu an hazırlanmaktadır.