Tehlikeli Oyunlar
Kitap Arka Kapak: Kişinin kendiyle savaşmasını ve yenmesini, kendini dönüştürmesinin hayati bir sorun olarak algılamaya çağıran, çarpıcı ve sarsıca bir roman. Romanın başkişisi Hikmet Benol, toplumdaki yoğun kargaşanın temelinde yatan gerçekliği araştırırken, gerçeklerle içtenlikle ilgilenmenin toplumu yönetenlerce tehlikeli görüldüğünü seziyor ve "oyun oynuyormuş gibi" ilgilenmenin ve yaşamanın yollarını araştırıyor. Ve hem "tehlikeli" hem de "oyun"la dolu bir yolda gidebileceği son noktaya kadar ilerliyor.

-----------------------------------------------------------------------------------------------

İnsanın hayata ve kendisine karşı verdiği dayanılmaz savaşı hafifletmek amacıyla sığındığı "oyun"larda kayboluşunu, küçük hesapların büyük yolları tıkayışını, aynı ırmağa ikinci kez girememenin pişmanlığını ve insanın aklını kurcalayan daha pek çok içinden çıkılmaz karmaşayı bilinçakışı ile gözler önüne seren, hakkında tüm söylenenlere "aptal, o kadarını biz de anladık" tokadını çarpabilecek kudrette bir şaheser.

Tabi ki böyle kalıplaşmış kelimelerle kalıplaşmış cümleleri kurarak size bu eseri anlatamayacağım. Önemli olan hikâyeyi olduğu gibi anlatmak ya da eserin içinden spoiler vererek özetlemek değil Hikmet Benolla kendi pencereni birleştirerek size aksettirmektir önemli olan.

Hikmet'in sürekli kendiyle olan konuşmaları gerek kendini doğrulaması fikirlerinde gerekse habire zıt çıkışı, aslında her insanın içinde yaşayan bu başka kişiyi su üstüne çıkarış şeklidir bizim hayatımızda. Hele ki ona sürekli sorgulayıcı tavırlarla ya da uyarıcı bir tonla bir şeyler öğretmeye çalışan içinde yetişen aslında da var olan Hüsamettin albay(ım)la olan konuşmaları bence insanın vicdanının sesi ancak bu şekilde güzel anlatılabilirdi. Çünkü Hikmet bir konuda yanlış bir şey söylediğinde "saçmalama oğlum hikmet deyip araya girende; hikmetin albayım çocuk gibisin baştan anlatıp tuhaf sorular soruyorsun deyişinde de; en olmadık yerde araya girip onu uyarmasında ve aslında var olupta sürekli hikmetin içinde oluşu bende Hüsamettin albay(ım)ın bi vicdan sesi ya da muhakemesi olduğu kanısına vardırttı. Hüsamettin albay(ım) böyleydi işte hem tohumdu hem çınardı. Tıpkı insan yanlış yaptığını düşündüğünde o sızıydı Hüsamettin albay bana göre hikmetin monologlarına gelecek olursam insan beyninin alışılagelmiş muhteşemliğin farkında olmayışımızın bi sesidir. Hikmet Hüsamettin albay(ım)la da sevgiyle de bilgeyle de Nurhayat Hanımla da ya da işte her kim olursa olsun biriyle konuşurken aklından piyesler tiyatrolar senaryolar tahliller incelemeler kıyaslamalar çelişkiler neden sonuçlar amaçlar gereçler gibi ne olursa olsun çok fazla düşünür durur. Tıpkı hepimizin farkında olmadan yapabildiği iç ses konuşmalardır. Yani siz biriyle konuşurken işimizle evimizle okulumuzla artık o sıra önemli olan ne varsa kafanızda onu planlayabilir hem de karşınızdakini dinleyebilir aynı zamanda etrafı inceleyebilmeniz gibidir.

Hikmetin evlenip boşanması eşini sevememesi ve eşiyleyken de başkalarıyla hayal kurabilmesi ve başka birini sevmesi insanın müstehcen görüp de aslında hayatın ta kendisi olan evliliğin bazı insanlarda oluşturduğu algıdır.

Kitabı okumalısınız çünkü kitapta doğaüstü şeyler insanüstü aşklar kurgular yerine insanın ta kendisi sadece insan ve düşünceleri var.

Kitabı okumalısınız çünkü beyninizin her milimini kullanacağınız bir kitap.

Kitabı okumalısınız çünkü sadece konu insan olmasına rağmen bu kadar akıcı ve sıkmadan anlatan ve keşke bitmeseydi diyeceğiniz kitaplardan değil de senede bir kaç sefer sıkılmadan sürekli olarak okuyacağınız bir kitap.

Kitabı okumalısınız çünkü uzun uzadıya yazılan cümleleri bile bir bakmışsınızda ezberleyivermişsiniz...

Analist : Pelin Güler Kurum : ...
Bu yazı toplamda 652 defa okundu.

güvenlik Kodu
YORUMLAR
Bu bölüm şu an hazırlanmaktadır.
Bu bölüm şu an hazırlanmaktadır.