Aynadaki Yalan
Kitap Arka Kapak: Örgüsü beline kadar inen, koyu altun sarısı saçlar... Açık kumral, parlak örneksiz bir renk tonu... Gözleri de saçlarına denk.. Açık bir alın, vezinli bir burun, kendinden kıpkırmızı, hafifçe kalın, kaçak bir istihza büklümüyle kavisli dudaklar... Çıplak ayak bileklerinde soylu çizgilerin en incesi... Kapalıca, kavuniçi rengi bir entariden giyimi içinde, öğretilemez ve öğrenilemez bir vakar ihtişamı... Yoksa masallardan kaçırılmış ve bu köye hapsedilmiş bir sultan mı bu?.. (Kitaptan sf:9)

 

 

 

 

 

 

 

 

Kitabın arkasında bir yazı yoktur. Fakat aşağıda yazdığım ve kitaptan birebir aldığım kısım arka kapak yazısı olabilecek nitelikte.

" Şüphe, müthiş bir şey!... Allah'tan başka her şeyden şüphe... Gördüğün, işittiğin, kokladığın, tattığın, dokunduğun her şeyden şüphe... Emniyet hissini aldığın her şeyden  şüphe... Sen misin, şüphe aleti olmakla övünen biçare akıl?... Bizzat kendinden şüphe edebilecek misin?... İşte o vakit kurtuldun ve haysiyetine, kıymetine kavuştun demektir. Bütün varlıklardan şüphe mikyasınca Allah'ın varlığından emin olmak... Şüphenin yaratılış hikmeti de bu olsa gerek." Bu bölüm kitapta en sevdiğim yer. Paylaşmak istedim.

Kitaptaki karakterler:

Naci; Başkahramanımız. Akademisyen ve tez yazarı. Annesiyle bir yalıda hayat sürmekte.

Mine: Solcu, maddeci bir düşünceye sahip. Davasına hizmet eden ve Naci'ye âşık bir karakter.

Abid: Ressam ve solcu zihniyetli Mine'ye âşık.

Belma: Üst düzey sosyete mensubu; Naci’nin, çevresinde pervane olduğu kadın.

Husmen Ağa: Naci’nin askerlik yaptığı dönemde köyde karşılaştığı ilmi düzeyi yüksek bir zat'ı muhterem.

Hatice: Husmen Ağa'nın torunu ve Naci'nin dönüm noktası.

İmam: Naci’nin bir numaralı yol göstericisi.

Ve aralarda farklı karakterlerde mevcut. Olay örgüsüne gelirsek:

Naci, Mine ve Abid’le çok yakın arkadaşlar,  zıt görüşlere sahip olmalarına rağmen. Bu zıtlık onu kendi yolunda sabit kılmakta. Fakat kendinden taviz verdiği, zayıf olduğu noktalarda; şeytani ve görkemli fıtratıyla Belma'ya yenik düşmektedir. Saflığı, doğallığı, hakikati görmesini sağlayan Hatice ise Naci için özel birisi. Bunu görmesi, tanıması bile onu zafiyetinden kurtarıp düşüncelere, araştırmalara yönelmesini sağlamıştır.

Naci yaşadıklarının seyri ile hakikat yolunu bulmuş, mesleğiyle taçlandırmak istemiştir. Fakat _ N.F.K.'in o dönemki Türkiye şartlarını ve akademik düşüncenin ne boyutta olduğunu yansıtarak_ tezini savunduğu üniversitede red kararı verilmiştir.Bu gelişmelerin takipçisi gazeteler tezi halka duyurmuş ve yurt dışında da Naci'nin düşünceleri yayılmıştır.Ülkemizin örnek aldığı Batı camiası ülkemiz akademisyenlerince gerici bulunan bu düşünceyi olağan üstü bulması, hala seyri bulunan bu özentinin, ne kadar maddi boyutta olduğunu göstermekle birlikte vahimiyetimizi de gözler önüne sermekte.

Yazarımızın tarihi aydınlatmasıyla düşüncelerimizin şekillenmesi kapsamında bu analizimi okuyanlara tavsiyemdir bu kitabı okumaları.

Analist : Meryem ŞİRİN Kurum : İnönü Üniversitesi
Bu yazı toplamda 474 defa okundu.

güvenlik Kodu
YORUMLAR
Bu bölüm şu an hazırlanmaktadır.
Bu bölüm şu an hazırlanmaktadır.