Aynadaki Yalan
"Örgüsü beline kadar inen, koyu altun sarısı saçlar... Açık kumral, parlak örneksiz bir renk tonu... Gözleri de saçlarına denk.. Açık bir alın, vezinli bir burun, kendinden kıpkırmızı, hafifçe kalın, kaçak bir istihza büklümüyle kavisli dudaklar... Çıplak ayak bileklerinde soylu çizgilerin en incesi... Kapalıca, kavuniçi rengi bir entariden giyimi içinde, öğretilemez ve öğrenilemez bir vakar ihtişamı... Yoksa masallardan kaçırılmış ve bu köye hapsedilmiş bir sultan mı bu?.."

 

 

 

 

 

 

 

 

Naci felsefe fakültesinde doçentlik tezini hazırlamakta olan bir gençtir. Yaşamını annesi ile sürdürmektedir. Naci düşünce ve yasam tarzı ile uyuşmayan arkadaşları vardır. Bunla; solcu mine ressam Abid ve sevgilisi Belma’dır. Mine maviyi seviyor dur. Ancak Minede ki aşkın tam tersi olarak Naci Mi neyi S evmiyordur hatta nefret ediyordur. Naci’nin hayatın da yer alan diğer kadın ise Belma’dır. Naci bulmadan fazlası etkilenmiş ve tutkulu bir şekilde Belma ya bağlanmıştır. 

İstanbul da Belime hanımın evinde gerçekleştirilen bir baloda Naci ile Belma arasında tatsızlık yaşanır. Naci bu olayın yaşanmış olduğu gece evinde sabaha kadar olup biteni ve Belma’nın kendisini nasılda bu kadar etkilediğini düşünüp durur. Belma’ya olan aşk mı  yoksa bağımlılık yaratan bir illet mi olduğunu anlamaya çalışır. Naci nin düşünceleri ve binasındaki hıçkırıklarının yarıştığı o gece durumun artık farkındadır. Aslında ver olan bu durumu (sözde aşkı! )kuru bir utku ve bağımlı olmaktan başka bir şey olmadığını anlar. Anlamsız gecede anlamlandırabildiği tek konuydu bu. 

Naci artık kendini baha çok tasavvufa ve düşünmeye vermiştir. İman ve ibadet ile bu illetten kurtulacağını, huzur bulacağını anlar. Vaktinin çoğunu düşünmeye ve sorgulamaya ayırıyordur. Bu sırada Naci’nin annesi de ona yardımcı olabilmek ve yaşananları unutulabilmesi için Hüsam Ağanın torununu Hatice’yi görmeye gider. Hatice’yi Naci ye ister. Hatice de var olan hastalık neticesi ile Hüsam Ağa Hatice’yi İstanbul’a getirir. Hatice ile Hüsam Ağa Naci’nin evinde kalırlar. Hatice’yi yapılan tanı ve tetkiklerin neticesinde kan kanseri olduğu anlaşılır ve derhal hastaneye yatirilir. Naci Hatice’yi sık sık ziyarete gelir. Her geçen gün mum gibi eriyen Hatice Naci’yi seviyordur.  Naci Hatice’nin hiç olmazsa son günlerini mutlu gelirsin diye kendisiyle evlenir. Çok vakit geçmeden Hatice ölür.
Bu arada Naci harcamış olduğu doçentlik tezini değiştirmiş ve tasavvuf ile ilgili yeni tez hazırlamıştır. Tezin ismi "İslam tasavvufu ve insanlığın beklediği nizam”dır. Maçını hazırladığı tez çağdışı olduğu gerekçesi ile kendi üniversitesinde kabul görünmez. Naciye bu olayın üzerine çalıştığı üniversiteden istifa eder. Ancak Naci nin tezi yurt dışında büyük bir ilgi görür. Naci tezi ile ilgili konferans vermek için yurt dışına gider. Bu sırada yurt dışında Belma ile karşılaşır. Ancak Naci kendinden emin bir şekilde Belma  ya artık onun istemediğini belirtir. 

Naci her gecen gün kendini daha çok tasavvufa verecektir. Gördüğü bir rüyanın üzerine Hüsam Ağanın yanına gider. Hüsam Ağa ile uzun uzun konuşurlar. Hüsam ağanın tavsiyesi üzerine Naci cami cami dolaşıp erdiricisini aramaya baslar. Camide tanıştığı Hafız sayesinde gitmesi gereken esiği ve erdiricisini Eyüp’te bulur. 

Analist : Asya SÖNMEZ Kurum : İnönü Üniversitesi
Bu yazı toplamda 623 defa okundu.

güvenlik Kodu
YORUMLAR
Bu bölüm şu an hazırlanmaktadır.
Bu bölüm şu an hazırlanmaktadır.