Yüzyıllık Yalnızlık
"Yüzyıllık Yalnızlıkı yazmaya başladığımda, çocukluğumda beni etkilemiş olan her şeyi edebiyat aracılığıyla aktarabileceğim bir yol bulmak istiyordum. Çok kasvetli, kocaman bir evde, toprak yiyen bir kızkardeş, geleceği sezen bir büyükanne ve mutlulukla çılgınlık arasında ayrım gözetmeyen, adları birörnek bir yığın akraba arasında geçen çocukluk günlerimi sanatsal bir dille ardımda bırakmaktı amacım. Yüzyıllık Yalnızlıkı iki yıldan daha az bir sürede yazdım. Ama yazı makinemin başına oturmadan önce bu kitap hakkında düşünmek on beş, on altı yılımı aldı...

 

 

Sayılı insanın yaşadığı dünyadan habersiz bir köy Maconda. Herkesin bir şekilde geçinip gittiği eğlencesine düşkün bir köy. Ama bu köyde öyle bir sülale var ki her ferdi bir olay. Hepsinin ayrı bir hikâyesi var. Herkesin doğumu, yaşamı, ölümü ayrı bir hikâye.

Kitap hakkında ne diyeceğimi bilmemekle beraber nerden başlamam gerektiğini de kestiremiyorum. Öncelikle benim için okuması zor bir kitaptı. Bu kitabı okuyan herkes şöyle bir durup düşünür neydi bu şimdi diye. Bir şaheser miydi, yoksa gereksiz miydi, ne anladım? Ben öyle oldum. Söyleyecek çok şeyim var bu kitap hakkında. Öncelikle yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Nobel ödüllü bir kitap olduğu için heyecanla okumaya başladım. Ayrıca çevirisi de olağanüstüydü. Daha iyi bir çeviri yapılabileceğini düşünmüyorum.

Adı Yüzyıllık Yalnızlık ve benim gözlemlediğim kadarıyla bütün karaktere işleyen bir isim olmuş. Hepsi aslında ne kadar kalabalıklar içinde olsalar da hep bir yalnız ve içlerine dönükler.  Kitapta anlatılanlar sadece bir kişi üstünden değil birçok kişi üstünden ilerliyor. Kitabın her anında insan farklı duygulara girebiliyor. Her karakterin hikâyesi insanı farklı yerlere sürüklüyor. Bir ailenin yıllar süren serüvenini, nesiller boyu süren ve aynı zamanda tarihin tekerrürden ibaret olduğunun gösterildiği bir kitap. Ama kitapta öyle bir karakter var ki Ursula. Yüzyıllık yalnızlığın annesi, anneannesi, büyükannesi. Neslini son ferdine kadar görüyor ve herkese aynı anaç tavrıyla yaklaşıyor. Ailesini korumak ve bir araya toplamak onun hayattaki tek amacı. Benim anladığım ve değerlendirmem kitabın tam bir aile dramını konu alması. Hiç kimse tam anlamıyla mutlu olamıyor ve aslında herkes atasının kaderini tekrarlıyor. Yazarın olayları anlatma şekli, benzetmeleri çok etkileyiciydi. Hayal gücünün de sınırları yoktu belli kısımlarda.

 Sevdiğim kısımlar kadar sevemediğim şeylerde oldu tabiî ki. Kitap beni çok zorladı demiştim yazımın başında. Bunun sebebinin başında karakterlerin isimleri geliyor. Aile fertlerinin isimleri birbirinin aynı veya çok benzer.’Aureliona Buendia, Jose Arcadio Buendia, Aureliona Jose, Jose Arcadio Segunda, Aureliona Segundo’ vs. Bir olayı okurken kimdi bu şimdi, hangisiydi diye durup düşünmek insanı sıkıyor. Ve bunu her seferinde yaşadım. Eminim okuyan herkesin rahatsız olucağı bir durumdur. Ayrıca olaylar uzayıp gidiyor ve insan sıkılma aşamasına çabuk geliyor.  Okudukça ne olucak, bütün bu olanlar nereye bağlanıcak derken, kitaba yakışır bir şekilde başlangıçla bağdaştırılmış ve kitap ilginç bir şekilde son bulmuş. Kitabın sonunun hikâyenin başındaki önemsiz görünen detaylarla bitirilmesi güzeldi. Bu kısımları okurken de kitapta ne çok şey yaşandığını insan tekrar anımsıyor.

 Her şeyle birlikte kitabı bitirebildiğim için mutluyum. Zorluklarıyla birlikte okunası bir kitap. Herkese tavsiye edebileceğim insana farklı duyguları aynı anda yaşatabilen başıyla da sonuyla da ilginç anlara sahne olan bir hikâyeydi.

Gülsüm GÖKTEPE
İnönü Üniversitesi

Analist : Kurum :
Bu yazı toplamda 1370 defa okundu.

güvenlik Kodu
YORUMLAR
Bu bölüm şu an hazırlanmaktadır.
Bu bölüm şu an hazırlanmaktadır.