İffet-i Kalp
"feti Kalp Vakit akşam... Gün, gecenin eteklerine tutunma deminde. Akşam, İsa’mın vakti. Akşam çarmıhın kurulduğu vakit. İlk akşam namazını kılan İsa’m. Vakit akşam... Gözümde “Geleceğin Nuru”nun aydınlığı... Tüm âlem gibi kalbim mahzun ve beklemede... Varlık onun duasında. İsa’mın müjdesi kulaklarımda: “Ben gidiyorum, Faraklit gelsin! Faraklit gelsin! Ahyet gelsin! Ahyet gelsin!”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yaşı sona yaklaşan bir annenin Rabbine sunacağı bir hediyeydi Meryem. Tevekkül sırrına tutunan bir annenin sabırla beklediği mucize bebek.  Anne Hanne’nin duası, imtihanı, her şeyiydi şüphesiz. “Allahım bir erkek çocuğum olursa onu Beytü’l  Makdis’e vereceğim”  adağı.

Ana rahmine düştüğü andan itibaren ilmek ilmek zikirle duayla işlenen bu yavrunun ilk imtihanı daha dünyaya gelmeden yetim olmayı tatmaktı. Doğduktan kısa bir süre sonrada öksüz. Belliydi imtihanlar zor. Allah sevdiği kullarını imtihan edermiş tesellisi yüreklerde.

Doğumu hüzün, ismi önceden belli, Meryem “Allaha ebedi kulluk eden”  demekti. O Meryem di. Er niyetine Meryem. Kulluk niyetine Meryem. Çok ibadet eden niyetine Meryem. Hanne’nin nezr-i yüreği Meryem…

Zaman şükürle aktı. Altı yaşına kadar teyzesi El-işa ve eniştesi Zekeriya peygamberle kalan Meryem için Beytü’l Makdis’e gitme vaktiydi artık. İlkti Beytü’l Makdis’te Meryem. Beytü’l Makdis dörtyüz erkek çocuğunun ibadet edip Tevrat yazdığı bir yerdi. Beytü’l Makdis artık Meryem eviydi. Altı yaşında uzlete çekilen bir meleğin eviydi. Allahın büyüttüğü meleklerin arkadaş olduğu Meryem’in ana kucağı.

Dört duvar kapalı bir hücrede asıl aydınlığın kalpte dua ile, zikir ile olduğunu bilen Meryem günlerini bu şekilde geçirmekten muzdarip değildi. Bilakis Allah yoldaşı, melekler arkadaşı olan kim sıkılırdı ki böylesine halden? Ve yakında gelecek olan Mesih peygamber.  Halkın sürekli konuştuğu, kurtuluşun ondan olacağı, bakire bir kızdan dünyaya gelecek olan bu peygamber eniştesi Zekeriya ve teyzesi  El-işa tarafından biliniyordu. Mesih peygamberin annesi Meryem olacaktı. Allah Meryem’i Beytü’l Makdis te terbiye ederek onun manevi halleriyle halkı buna hazırlıyordu. Meryem nebat-ı ilahi.

Halkın “Tut ellerimizden Meryem”  yakarışları. Halkın bu ilgisi, Meryem’i bu denli görme ısrarları Zekeriya peygamberi Meryem’i daha güvenli bir yere taşıma kararına götürdü. Yeni yer yedi kapılı mihraptı. Her gün bismillah diyerek Zekeriya peygamber tarafından açılan. Yedi cennet gibi, insanın yedi duygusunu temsil eder gibi. Yedi tane kapı. İlkin cömertlik kapısıydı, sahibi İbrahim peygamber olan. İkinci rıza kapısı mihmandarı İshak peygamber olan.   Üçüncü kapı sabırdı bu kapıda Eyüp peygamber otururdu. Dördüncü kapımız hadiselerin işari manasını bilmekti ki bu kapının da sahibi Zekeriya peygamberdi. Beşinci yakınlık kapısı. Daha gelmemiş Yahya peygamberindi.  Altıncısı mana kapısı anahtarı Musa peygamberde.  Ve yedincisi aşk kapısı. Onunda anahtarı yakında gelecek olan Mesih peygamberin elindeydi. Bir de sekizinci kapı vardı o da insandaydı. Bu kapı fakr kapısıydı. Kulluğunu her an onun huzurunda bilmekti ki bunun anahtarı en son gelecek peygamberdeydi. Üst üste kilitlenen kapıların hikmeti bundan olsa gerek.

Kudüs karışık o dönemlerde. Zekeriya peygamber her geçen gün artan fitne ve fesatların manevi sorumluluğu altında ezilirken Allah buyurdu:

“Ey Zekeriya! Biz seni Yahya adında bir evlatla müjdeleriz ki, bundan önce bu ismi hiç kimseye vermedik.” 

Rabbin rahmeti ne boldur. Zekeriya peygamberin yaşlılığı ve hanımının kısır oluşu. İçimden Allah’ım sen ne yücesin derken akan gözyaşlarım…

Gerçektende öyle. Kitabın kalplerdeki ruhaniyeti açan bu havası beni çok etkilemişti okurken. O dönemde yaşamak, bu kadar imtihanlardan geçmek herkesin kaldırabileceği bir şey değil. Hz. Meryem olmak kolay değil. Rabbim bizlere de öyle iffet-i kalp olmayı nasip eylesin  inşallah.

Sonrasında müjdelenen Mesih peygamber Hz Meryem’e Allah tarafından bahşedildi. İlahi yüklüydü artık Meryem. Allahın mucizesi bir kez daha tecelli etti Meryem’de. Arşı yüklenmişti Meryem. Doğacak İsa peygamber ile kâinatın ruhu olan son peygamberinde sırrını yüklendi. İmtihanları büyüktü her ikisinin de. Bahtiyarlığın büyüklüğü kadardı acılar ama Allah Meryem’in koruyucusuydu. Allah gözetip koruyandı. Bu imtihanlar bir çekirdeğin kabuğu delinmeden ağaç olamayacağı içindi.

Bu kitabın var olan bu olayları, Hz Meryem’in hayatı vs. farklı bir bakış açısıyla ele almış olması çok hoşuma gitti ve bana çok şey kattı diyebilirim. Herkesin okumasını tavsiye ederim

Analist : Şulenur TOPGÜL Kurum : İnönü Üniversitesi
Bu yazı toplamda 586 defa okundu.

güvenlik Kodu
YORUMLAR
Bu bölüm şu an hazırlanmaktadır.
Bu bölüm şu an hazırlanmaktadır.