Uzun Hikaye
"Ben o zamanlar on altı yaşındaydım, lise birde. İnce uzun bir oğlan. Saçlarım kirpi gibi dik duruyor; ne yana, ne geriye taranmıyor, beni deli ediyordu. Babam "inatsın inat... İnatçı adamın saçı yatmaz. Dedeme çekmişsin besbelli. Keşke annene benzeseydin" diyordu. Keşke... Annemin lepiska gibi yumuşacık, sarı saçları vardı. En çok o mavi gözlerini özlüyorum. "Benim oğlum okuyacak yüksek bir memur olacak" der, sonra da göz ucuyla babama bakardı..."

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yeri yurdu olmayan, hayatta bir düzen tutturamayan fakat haksızlıklara karşı dik duran, Anadolu ' nun kasabaları arasında dolaşan bir baba ve oğlunu anlatıyor bu kitap.

Yalın bir anlatım ve bolca betimlemeleriyle akıcı bir hikâye. Anadolu kültürünü ve kendi dönemini çok güzel anlatıyor. Ayrıca yazar karşımıza bir yazıcıdan çok anlatıcı olarak çıkıyor.

Bir solukta okunabilecek yolların, kasabaların, mücadelenin ve umudun hikâyesi...

Analist : F.U. Kurum : İnönü Üniversitesi
Bu yazı toplamda 667 defa okundu.

güvenlik Kodu
YORUMLAR
Bu bölüm şu an hazırlanmaktadır.
Bu bölüm şu an hazırlanmaktadır.