O ve Ben
Hayatını, Abdülhakîm Arvasî Hazretlerini "Tanıyıncaya Kadar" ve "Tanıdıktan Sonra" diye iki ana bölüme ayıran Necip Fazıl, Efendisine doğru kendisini cezbeden hâdiseleri de mânâlandırdığı otobiyografik eseri "O Ve Ben"i 1975de şöyle takdim etmiştir: "Bu eser, dünyaya gelişimden bugüne kadar en hususî renkleri, çizgileri ve sesleriyle hayatımın hikâyesi ve asıl Onu tanıdıktan sonra mânasını anlamaya başladığım vücut hikmetinin bende tecelli eden yakıcı ifadesidir. Bu bakımdan, kendilerini görünceye kadar malik olabildiğim birbuçuk esere nisbetle bugün 60 cildi aşan ve hepsini birden o nura borçlu bildiğim eserler arasında, şimdikini, baş köşeye oturtulması lâzım ve en mahrem iç ve dış iklimlere doğru bir belirtiş olarak takdim ederim."

Hocası Abdülhakim Arvasi Hazretlerini tanıması Necip Fazıl için bir dönüm noktasıdır. “O VE BEN” adlı eserinde hayatını  “tanıyıncaya kadar”, “tanıdıktan sonra” ve “o günden beri”  diye üçe ayırır. Kitabın giriş kısmında Necip Fazıl’ın kendi el yazısıyla kitabı şöyle takdim etmiş “Bu eser, dünyaya gelişimden bugüne kadar en hususî renkleri, çizgileri ve sesleriyle hayatımın hikâyesi ve asıl O’nu tanıdıktan sonra manasını anlamaya başladığım vücut hikmetinin bende tecelli eden yakıcı ifadesidir. Bu bakımdan, kendilerini görünceye kadar malik olabildiğim bir buçuk esere nispetle bugün 60 cildi aşan ve hepsini birden o nura borçlu bildiğim eserler arasında, şimdikini, başköşeye oturtulması lazım ve en mahrem iç ve dış iklimlere doğru bir belirtiş olarak takdim ederim.” 

 Büyük babasının “akl-ı evvel (akılda birinci) torunum” diye sevdiği” Necip Fazıl zeki ve biraz yaramaz bir çocuktur. Sorduğu zekice sorularla, büyük adam gibi davranmasıyla konakta ki herkes tarafından çok sevilir.

Dört beş yaşlarında okumayı öğrenir. Kendi deyimiyle “on iki yaşına kadar süren ölçüsüz abur cubur okuma hastalığı” onu daha on iki yaşlarında dünya edebiyatıyla tanışır.

Kardeşi Selma'nın ölümünden sonra ona dair hatırladığı hatırası Necip Fazıl’ın ilk büyük vicdan azabıydı. Büyükbabasından yine kıpkızıl bir lira çeyreği koparmıştı. Kardeşi  “Ağabey bu elmayı san vereyim o parayı bana ver” demişti. Lirayı vermişti ama elmayı neden almıştı sanki…

Bahriye mektebinde edebiyat öğretmeni hayatlarının çarpıcı vakalarına dair birer vazife verir. Büyük babasının ölümünü nesir şeklinde yazan Necip Fazıl’ı tebrik eder. Böylelikle şiire yönelir.  Yine edebiyat öğretmeni vesilesiyle divan edebiyatına dalar.

Bunca okumalarına rağmen bir şeyler hayatında eksiktir. Ve ilk çilesi başlar. Maddeye, yokluğa, varlığa yani mahlûka dair soruları beynini kemirir de işin içinden çıkamaz.

17 yaşında şiirleri en genci 35 - 40 yaşında üstatların yanında yayımlanmaya başlar. Yakup Kadri, Yahya Kemal, Ahmet Haşim, Halide Edip ve benzerleri…

Peyami Safa ile tanışırlar ve büyük bir dostluk başlar. İkinci dünya harbine kadar süren, derken siyasi görüş ayrılığından gölgelenen...

Maarif Vekâleti imtihanla lise ve üniversite mezunlarını Avrupa üniversitelerine tahsile gönderecekti. Necip Fazıl en iyi derecelerden biriyle Paris’e gönderilir. “Paris hayatım, benim de kendi kendimin arayışımın müthiş helezonları ve korkunç girinti ve çıkıntıları arasında, nefs cesareti bakımından hayal yıkıcı bir tablo çizdi.” (sayfa 63)  “Kumar: felaketim, şahsiyetimi lif lif yolan, dış hayata ve cücelere karşı müdafaalarımı tek tek düşüren bu zehir, şeytanın içime girmek için ruh kalemde açtığı en korkunç gedikti” (sayfa 73)

N. Fazıl bir akşam çalıştığı bankadan çıkar ve her zaman ki gibi vapura biner. Bir adam uzunca kendisine bakmaktadır. Bu bakışlara anlam veremez, nedenini ve bu kişiyi merak eder ama konuşmaya da başlayamaz. Tam bu adamın hayatını dolduran sıkıntı malumların ufkunda yeni bir tecelli olduğunu düşünür ki o sırada adam Müslümanca selam verir. Muhabbet koyulaşır. N. Fazıl adama “zamanımızda irşada ehliyetli birini tanıyor musunuz” diye sorduğunda aldığı cevap “Abdülhakim Arvasi Hazretleri… Beyoğlu'nda...  Ağa camisinde cumaları ders verir. Bu kişi ve söyledikleri beyninde şimşekler çaktır ama ertesi sabah kendi ifadesiyle “böcek hayatına” geri döner. Bir ressam arkadaşıyla tesadüfen Cuma günü ağa camiine bir iki yüz kilometre uzakta olduğunu fark edince arkadaşıyla beraber koşturarak vardılar ağa camiine.

“O Efendi Hazretleri ki kendisini buluncaya kadar geçen hayatım, onu beklemekten, bekleyiş sıkıntılar içinde kıvranıştan başka bir şey değildi.” (sayfa95)

“Ruhumda beşeri kanunların tezgâhı o türlü devrildi ki, bu devrilişin altından yalnız mutlak doğrulabilirdi. Her şeyi o türlü kaybettim ki, Allah'ı kazandım.” (sayfa 99) 

Abdülhakim Arvasi Hazretleri Van’da dünyaya gelmişler. Nesepleri Kâinatın efendisine bağlı: Es’seyyid Abdülhakim Arvasi… Ana cadde Nakşîlik. (bu kitapta Nakşîlik hakkında çok değerli bilgilere de yer verilmiştir)

“İçimde tam bir sene, etimle kemiğimle, beynimle ve iliğimle fukur fukur kaynadığım, kaynatıldığım, kaynayıp da yine kıvamını bulamadığım kaynar su, kaynar demir rejiminden sonra yüzüm gözüm yerine gelmiş, huzurundayım.” (Sayfa 114)

Necip Fazıl bu eserinde Abdülhakim Arvasi Hazretlerinin birçok kerametinden bahseder “en büyük keramet” başlığı altında “gerçek keramet kerametin gizlenmesidir” der.

Tüm bunlar olurken Necip Fazıl'ın gerçek anlamda namazla tanışması epey vakit alır. Sonunda kazlarını da kılmaya başlar. Bankadan da istifa ederek gazetede fıkra yazmaya başlar. Hocası evlenmesini ister. Nihayet Neslihan Hanımla yolu birleşir.

Menemen hadisesi münasebetiyle tüm şeyhler sürgüne yollandığı sıra Efendi Hazretlerini de siyasetle alakası olmadığı halde sürgün edilir ve sürgün yerinde can verir.

1994 Allah ve ahlaktan bahsetmek yasaktır. Büyük doğu kapatılır.

İlk hapis: Türklüğe hakarette…  Beraet… Yoktan çeşitli cezalar, maddi sıkıntı, Efendi Hazretlerini özleyiş…

“O ve Ben” ,bir müridin mürşidine bakışıdır: müridane bir bakıştır bu içerikten daha ziyade kitabın bizatihi üstadı Abdülhakim Arvasi Hazretlerini anlatıyor olması dolayısıyla Necip Fazılın esere verdiği kıymet de tam anlamı ile müridanedir.

Azime KAYALI
İnönü Üniversitesi

Analist : Kurum :
Bu yazı toplamda 840 defa okundu.

güvenlik Kodu
YORUMLAR
Başlık : O ve Ben
Ad : Ayşegül Toprak

Sevgili Azime Kayalı; oldukça dikkatimi çekti tanıtım yazınız.Mutlaka otobiyografi okuma listesine alınması gereken bir kitap olmalı diye düşündüm yazdıklarınızı okuduktan sonra. Paylaşımınız için teşekkür ederim.

Tarih : 11.11.2015 23:47:45
Başlık : O ve BEN
Ad : Hatice DOĞRUYOL

Sevgili Azime, O VE BEN ,eski zamanların birinde okuduğum bir kitaptı.Güzel bir fragman sunmuşsun bize,bir çok şeyi hatırlamış oldum yeniden,kalemine sağlık olsun.

Tarih : 11.11.2015 23:07:11
Bu bölüm şu an hazırlanmaktadır.
Bu bölüm şu an hazırlanmaktadır.