Mavi Kuş
Sıcaktan dili dışarı düşmüş bir köpek sarsak, ağır ve bezgin adımlarla meydanı bir baştan ötekine geçip köşedeki kasabın önünde durur. Oracıkta dikilen kıdemli sokak kedileri kendilerine benzeyen bu yaşlı köpeği umursamaz. Kasap dükkanının gölgeli kapısında naylon şeritlerden, rengarek boncuklardan oluşmuş bir sineklik asılıdır. Sineklik kıpırdamaz. Havada en ufak bir esinti yoktur. Öğle sıcağı kasabının üzerine abanmıştır.Öyleki sanırsınız gökten kıvılcım yağıyor.Binalar, ağaçlar, insanlar ve açıktaki bilumum eşya bir ışık selinde yıkanmaktan bitap düşüp yerlere serilmiştir. Kaburgaları açlıktan birbirine geçmiş yaşlı köpek, kasabın kapısına mahmur bakışlarla bir göz attıktan sonra, yine öyle yalpalayarak köşeyi kıvrılır, top akasyanın gölgesine yatar.

Hikâye mi okuyorum roman mı kararsızlığı eşiğinde yine bir nefes molasına çıkarıyor insanı Mustafa Kutlu.

  Kasabanın tek otobüsü,  tek taşıtı Mavi Kuş'un öğle sıcağının kavurucu havasında tren istasyonuna yolculuğu için hareket etmesiyle başlıyor hikâyemiz.  Yazarın kendi kapak tasarımından tanıyoruz aslından Mavi Kuş'u. Hikâyenin kahramanlarının kimini otobüs hareket etmeden meydanda toplanışıyla kimini de yolculuk esnasında tanıyoruz.

   Mavi Kuş'ta da yazarın diğer kitaplarında olduğu gibi hayatın faniliği bir film sahnesinde canlanıyor. Kasaba meydanını mekânlarıyla ve insanlarıyla tanıyarak hikâyeye hazırlık aşamasıyla başlıyoruz Mavi Kuş'a. Uzun ama güzel betimlemeleriyle kasabanın içinde buluyorsunuz kendinizi. Bir yandan yazarın sorularıyla muhabbet edilip diğer yandan hikâyeye geçme sabırsızlığıyla çevriliyor sayfalar. "Ya hu ben meddah mıyım?" diyerek sohbeti hikâyeye devrediyor yazar.

Şoför Deli Kenan, çocuk kalmış muavini Seyfi, babasının malını mülkünü yiyip bitiren Beşir ağa ve Kahyası,  her fırsatta içki içmeyi kendine iş edinen Doktor Yahya, idealist öğretmen Murat ve eşi Neşe, antikaya meraklı iki turist ve rehber Gül, kendisini mühendis olarak tanıtan hikayenin sonunda polis olduğunu anladığımız Kemal, bir köylü ve hasta eşi, kuyumcu Nazım Efendi, bir mahkum ve ona nezaret eden iki jandarma, mahkumu takip eden silahlı iki kişi, köyden kaçan ve parası olmadığı için arabanın üst bagajına gizlenen delikanlı Erol ana kahramanlar. Avcı Hasan ve eşi de hikâyenin silik kahramanları.

Deli Kenan kendi keyfince otobüsü kullanan, kedisini kucağına almadan yola çıkmayan sert görünümlü şefkatli biri. Beşir Ağa'nın Ankara'dan önemli siyasi misafirleri gelecektir. Köylü, hasta olan eşini hastaneye yetiştirmeye çalışmaktadır. Doktor Yahya, tatile gidiyordur. Öğretmen Murat eşini kente yolcu edecektir. Turistler ele geçirdikleri antikaları gizlice kaçırma planındadır. Kemal polistir ve turistleri takip etmektedir. Mahkûmun hikâyesine değinmez yazar. Kâh otobüsün içinde kah kahramanların hayat hikayelerinde yolculuğa çıkarır sizi.

 Yolculuk boyunca hüzünlü ve gülünç anlar iç içedir. Kenan'ın deliliklerine gülerken yine Kenan’ın can dostu Avcı Hasan yolculuğa katılınca hikâyesini öğrenerek hüzünlenirsiniz.  Akşamüstü bir handa verilen molada hasta kadın ölür. Büyük üzüntü içindeki kocası ve Avcı Hasan handa bırakılarak yola devam edilir.  Otobüsün geç hareket etmesine rağmen Deli Kenan keyfince sürmeye devam eder. Hatta bir ara Ağaya sinirlenerek Seyfi'yi direksiyon başına geçirtip yolcuların sabrını sınamaya devam eder.  Sonunda otobüs tren istasyonuna varır ve hikâye son bulur. Asıl düğüm noktası buradadır. Mustafa Kutlu yine okuyucusunu şaşırtmayı başarmıştır. Bütün hikâye bir film sahnesinden ibarettir. Fakat garip bir şekilde yazar film ile gerçek hayatı birleştirir. Otobüsü takip eden iki silahlı adam set arasında mola veren mahkûm rolündeki delikanlıyı omzundan vurup öldürür.

Hikâyenin olay içeriği kısaca bu şekilde.  Birde olayların arka boyutu var, kurguda pek fazla göze çarpmasa da daha en başından lokanta aynasıyla dünya faniliğine değiniyor Kutlu.

"İnsanın kendine bakması önemli.

 Hani ayna olmasa bu mümkün değil ya.

İşte büyü burada.

Aynada insan kendini tanıyor. Burnunun üzerindeki et benini, benin üzerindeki ağarmış birkaç kılı görüyor, "Ulan yaşlanmışız be!" diyerek meyus oluyor. Veya kasketi yana yıkıp bıyıkları burarak ve de "Kimseler görmesin ula" diye işkillenip sağa sola bakınıp azıcık sırıtarak ağzındaki altın dişin parıltısına rastlayınca "Daha çökmedik efendi" diye şişiniyor.

"Bunların her ikisi de zahir erbabına yakışır. Aslolan ayna camının ardında sürülen sırda. O sır olmasa kendimizi adi bir cam karşısında bulacağız ve hiçbir şey göremeyeceğiz.

Sır bize kapı aralıyor.

İşte diyor sen busun.

Ama insan sadece kaştan, gözden, gövdeden mi ibaret? Ayna dediğin, taşı toprağı, evi sokağı da gösteriyor. Kalbin aynasında ne var, ona ulaşabilmek.

Ne demişler; "Kendini bilen, Rabbini bilir."

Yazar adeta "Ey kendini insan bilen insan kendini oku!" nidasında bulunuyor.  Hikâyenin bazı kısımlarında kendini bilme çabasına dikkat çekiyor. Ve kitabın son bölümde ayna figürüne yeniden dönüyor. Kendini bilmenin zorluğuna işaret ediyor. Olduğumuz ve olmak istediğimiz arasındaki ince çizgi, kaçınılmaz büyük sır...

"Belki de orada sadece görmek istediklerimizi, olmak istediklerimizi, özlem ve ihtiraslarımızı bulabiliriz.

İşte bu umutsuz bir çabadır.

Biz elbette biliriz ki aynada oluşan görüntüyü sağlayan şey aynanın arkasını kaplayan sır

O sır bütün insanı ve hayatın her yanını kuşatmıştır."

Mavi kuş... Adını kapısındaki çizilmiş beyaz kuştan alan eski ama yaşamaya direnen bir otobüs.  Sadece bir otobüs mü? Görmek isteyene göre değişecek bir mesele bu. Çocuk kalmış bir delikanlının uçurtmasını peşinden sürükleyen, acının yanında neşenin ihmal edilmediği bütün aksiliklere rağmen yola devam edilen kısa ama uzun serüvenin adı olmuş bir otobüs.

 Yetişmemiz gereken bir tren var vakit az meşgale çok.  Buyurun efendim yerinizi alın sizde bu hayat pardon otobüs yolculuğunda.

Betül Sümeyye US
İnönü Üniversitesi

 

Analist : Kurum :
Bu yazı toplamda 4000 defa okundu.

güvenlik Kodu
YORUMLAR
Başlık : Mavi Kuş
Ad : Selime Kahraman

Güzel bir analiz olmuş yalnız ordaki Avcı Hasan değil. Kitabı daha yeni bitirdiğim için Avcı Bilal. Belki dalgınlığınıza gelmiştir. Hasan han sahibi olan yaşlı bir amcaydı.

Tarih : 5.4.2017 11:56:16
Başlık : Mavi Kuş
Ad : Hatice DOĞRUYOL

Betül Sümeyye kardeşim, harika bir özet paylaşmışsın, üslubunu çok beğendim,tebrik ve teşekkür ederim.Kısa zamanda kitaba ulaşıp okumak istiyorum.Selametle...

Tarih : 31.10.2015 09:12:51
Bu bölüm şu an hazırlanmaktadır.
Bu bölüm şu an hazırlanmaktadır.